Siyah, etten bir tül gerer göğün kırık parmakları,
Ay, paslı bir neşter gibi saplanır suların zırhına.
Gölgeler intihar eder ağaçların düğümlü kollarında,
Yapraklar küfürler fısıldar o dilsiz ve derin uykuya.
Baykuşun kör gözünde büyür o devasa bilmece,
Sırrını diri diri gömer de nemli ve çürük toprağa.
Rüzgâr, kırbaçlanmış bir mülteci gibi yürür sessizce,
Dokunur hüzünlü, derisi soyulmuş çıplak yaprağa.
Sisin kanlı eteğinde boğulur uykusuz yollar,
Zaman, zehirli bir nehir gibi pıhtılaşır burda.
Kökler, karanlıkta birbirinin boğazını kollar,
Korku değil, vahşi bir büyü gizlidir bu kırda.
Toprağın dehlizinde can çekişen o yetim tohum,
Duymak ister göğün o yırtıcı ve gizli sesini.
Gece, arkası kazınmış bir aynadır; içinde ruhun,
Hisseder doğanın o soğuk ve loş nefesini.
Kayıt Tarihi : 31.10.2026 08:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!