Sokaktan geçen bir kamyonun gürültüsüyle irkildi oda,
Perde aralandı, içeri sarı bir hüzün sızdı.
Akşamın gri rengi vurduğunda mutfak tezgahına,
Yine o solgun, o kararsız bakışın düştü aklıma.
Mesafeler uzadı, şarkıların sesi kısıldı telefonda,
Masanın üzerinde tozlanmış bir fatura, iki eski anahtar…
İçimde yerini kışa bırakmayan eski ağrılar,
Akrep ve yelkovan birbirine düşman sanki duvarda.
Ne bir bildirim düşer ekrana ne de bir ayak sesi koridordan,
Takvimden kopan yapraklar alelade akıp gidiyor.
Ben bu odada yavaş yavaş eksilirken dünyadan,
Sadece o sessizce kapıyı çekip gidişin canlanıyor.
Tozlu bir albümün köşesinde durur o flu fotoğraf,
Çekmecenin dibinde sahibine ulaşmamış birkaç cümle.
Adının harfleri pas tutmuş sanki dilimin ucunda,
Ne yapsam bu boşluk dolmuyor, oturmuyor yerine.
Artık kapı zilini çalan da yok, pencereme kuşlar da uğramıyor,
Bu terk edilmiş caddede hep tek başıma yürüdüm.
Balkondaki kurumuş saksının üstüne ilk kar düşerken,
Gözümde o soğuk günden kalan son vedamız canlanıyor.
Kayıt Tarihi : 31.10.2026 07:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!