Do, gözlerin.
Re, elinin elime değdiği an.
Mi, adımı ağzında yuvarlayışın.
Fa, gülünce yanağında açılan o küçük dünya.
Sol, sesinin içimde bulduğu ev.
La, sana biraz daha yaklaşmak.
Asırlık bir rüyanın kül rengi perdesi aralandı içimde,
Bir dervişin hırkası gibi büründü gece, sokaklar sustu.
Cebimde kırık aynalar, kendimi aradım dar geçitlerde,
Uyu şimdi, küçük yavrum,
gece üstünü örtsün,
pencerende ay dursun,
annenin sesi göğsünde,
babanın eli başında büyü.
Uyu yavrum, uyu şimdi,
Gece gökten nuru indi.
Pencerende aydır geldi,
Sanki sana selam verdi.
Anne göğse kalbi vurup,
Baba eli başta durup...
Gece çöktü düşüncemin üstüne,
Yıldızlar sustu göğün kıyısında.
Bir soru düştü kalbimin derinine:
"Nedir kalan, her şey çekilince ardında'"
Yıllar geçti değişen mevsimler gibi,
Vadide başlar ormanın o simsiyah kesiği,
Uçurum kenarında göğe saplanmış o çıplak çam,
Rüzgârın yüküne göğsünü gererken anlar;
Gövdedeki her çatlak, etin zamana açtığı birer kapıdır.
Burada yaprakların dökülüşü bir son değil,
Toprağın o dilsiz dehlizine sızan,
Seni biraz kıştan sevdim,
biraz da kar altında unutulmuş çiçeklerden.
Hani dünya bütün renklerini inkâr eder de
bir dal, inadına tomurcuklanır ya;
ben sana öyle tutuldum.
Diplomamı aldığım gün annem, sanki yıllardır süren bir savaşı kazanmışız gibi çay koydu misafir odasına. Babam gömleğinin yakasını düzeltti, fotoğraf çekilirken ilk kez bu kadar dik durdu.
Duvara astık diplomamı. Bir çiviyle tutturdum geleceğimi, sanki dünya dediğin ince bir kâğıdın kenarından başlayacaktı.
Sonra ilk maaşım yattı.
Hayatın anlamı,
yaşamak değildir yalnızca;
bir gün kendi karanlığından çıkıp
başka bir canın içinde
ışık olarak yanmaktır.
Tanrı
gecenin içinde oturan bir müzisyendi.
Önünde dünya,
üzerinde henüz adı konmamış bir beste.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!