Eksilmiş kitapların ruhu üstümüzden
Kahvelerin tadı kalmamış
Şeb-i Yelda çökmüş üstümüze
Göğe bakıp nâr bekleriz
Uyanır mezarlardan ruhlar
Yükselir ulu bir çınardan
Gölgeler
Neon ışıkları arasında kıvrılıp duruyor
Kayıp ruhların sürüklendiği yere
Zamanın kucağında eriyen farklı renklerde yaşlarım
Bir sarmalın merkezine doğru beni
Kemal Sunal gülüşüyle çekiyor
Belli gemileri yakmışız
Hayli yol almışken
Hayalimizdeki rotalardan caymış
Denizler ortasında
Öyle üryan
Ummana dalmışız
Vuslatta bir gül soldu
Türkü yaktım
Sazım çaldım
Ekmeğim katığım zayi ziyan
Zehir kokar aşım
Göz gözü görmez bir sismiş
Beni al cennetine koy
Dudağında badeleri sun
Vazgeçeyim sahte yüzlerin sahte renklerinden
Sakın uyandırma beni bu güzel rüyamdan
Beni al cennetine koy
Beni yalnız koyma
Sıcak ve sessiz
İstanbul hafta sonu sabahlarında
Birdenbire anılar düşüyor aklıma
Birdenbire sıkıyor içimi
Hesaplar sorgulamalar
Beş minik orkide
Açıldı aniden
Pembe ve beyaz
Elbet narindi biraz
Yaz geçip gitmişti
Anlamamıştık
Al deyip verdim
Bir beyaz mendil
Sil dedim kalbinin tozunu
Olsun kirlensin beyazı
Bir aynayım ben
Yükselmeyi taş taş üstüne koymak sanan İstanbul
Denizinin altından karışmadan akan nehirini bilirim
Tepelerinde yaz güneşi görüp de olan sarı kirazlarını
Gökdelenlerinin rüzgarları kesip de dutları kuruttuğunu bilirim
Gemiler geçerken uzak uzak semtlerine
Kavak'a çıkınca balık yine de deli yellerini bilirim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!