KEZE HATUN
Narin mi narin idi, ipeksiydi kanatları
Beğenmezdi kimseyi
Saatlerce aynanın karsısına geçer doya doya güzelliğini seyre dururdu
Çok temiz ve pak idi
KIRIK KIRK ODA
Kırık kırk oda gibisin
Depreşmesin gözümde hiçbir şey
Ne düştüğüm çamur deryası bahçelerim olsun
KIRIK SENFONİ
Biraz buruk başlamıştı yolculuğum
Anlamadım serzenişlerini havanın
Bir ton heyecan
Beni beğenmedi galiba yolcular
KIRMIZI ÇİÇEK
Düştü mü çiçek dalında
Bu kadar neden gürültü var
Bir çiçek düştü
KOMŞU
Yine bana gece geldi
Döşeğim alnımda
Hint fakiri yatağım başucumda
Sola dönsem acı, sağ bir başka acı abidesi
Kral ve çocuk
Bir ben vardım sanki
Bir kral edasıyla emreden ben
Bahçem vardı kırlarım
Doyamadığım en genişlikte yeryüzüm dünyam
KÜHEYLAN VE ZAMAN
Yorgun mutluluklarımı kanatlarına taktım
Hayal çağlarımı yoluna gömdüm
Çok mu biçareydi kirpiklerin
Yoksa caresiz olan dudakların mıydı?
KUKLA
Kuklalarımın yüzü yok
Çok üzgünüm seni kalbinden yaraladığım için
Bile bile kalbinden çıkanlara itaat etmediğim için
Senin o narın yüreğini avuçlarıma alıp sevemediğim için
KURU YAŞ
Bir damla kuru yaş
Kendimden kovulurken sana sığınmıştım
Yalnız kulübeler gibi
Sende yeşerecektim sonuna kadar
KUYTULAR
Duraklarda çok isimsiz zaman harcamalarım oldu
Umutsuzca, kendimi kandırarak sokak güvercinlerine baktım
Rıhtımlarda geleceğe dair olasılığı olmayan planlar yaptım hayatımda
İşsiz ve kimsesiz bir genç misali yollar yürüdüm tüm isimsiz sokaklarda, çok yoruldum
Hepsi çok güzel şiirler