Emelim yegâne sendin, derdime dermân sendin
Bu virân hânede gam yükünü çeken cân sendin
Nice yıl râh-ı emelde bekledim ümmîd ile
Her gelen hicr gecemde yazılan fermân sendin
Bir gönül kuşu gibi uçarsın uzaklarda benli,
Avcılar peşinde, düşersin tuzaklara senli.
Sensizlik zor olsa da şükür hayattasın benli,
Her an düşer aklıma, gönlüm dolu her an senli.
Yollar uzak, rüzgâr eser savurur beni benli,
Ruhumu sardı yine o derin, gizli his ile,
Bir an ayrıldı beden, can çekildi nefes ile.
Zaman durur o demde, devran olur suskun,
Kefenle bütünleşir vücut, kesilir ses ile.
Beni al, beni al, götür uzaklara,
Verme beni ellere, düşürme dillere.
Beni al, beni al, götür uzaklara,
Ölüm yok gerçekten sevenlere.
Gözüm sende kalsın, dünya geride,
Yüreğinde her dâim o fısıldayan isyân var,
Gönlünde yanar aşk-ı hâr, tutku hep hırk-ı nâr.
Saraylarda sultan zanneder kendi hâlini,
Har vurur harman savurur, düşer âh ile pâre.
Elimde Yüreğim, Ümitsizce Perişan.
Dünyayı Anladım, Leylanın Kalbinden.
Izdırabım Leyladan, Issızlık Çamurdan.
2026
Kışının hicranına düşmüşüm.
Gel de baharım ol şimdi,
Aşkınla meftun yanmışım,
Lütfeyle söndür bu ateşi şimdi.
2026
Her kes kendi seyrinde, hâlimden bî-haber,
Bu sînede açılmış bî-nihâye bir hasâr.
2026
Ne bâd-ı belâ eser ne de baran-ı gam iner
Lâkin dilimde daim o mestân duman tüter
Bir lahza düşse hatırıma nagehan hayâlin
Gönlüm seni bilmece-i pinhan sanıp yiter
Rûhumda açtı zernigâr aşkın derûnî oldu bir yara,
Kim merhem eyler bilmem artık, bu nihân âh u zâra. Mahkûmum ol şûh-i cefâya, çâre yok sabr ü sükût, Çekmek düşer bu derdi cân; itmez gönül hiç ihtiyâra.
Şeb boyu süzüldü dîdeden yaş, söyledi hâlim dile,
Söz bitti artık; sükût kaldı aşk önünde tek çâreye. Bahtımda yazılmış ise elbet bu ateş ile yanmak,
Şikâyet etmez Bâkî-veş gönül, bu yazgıdaki yâra.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!