Ah Eylül'de seni özlemek; tüm okyanusları ve denizleri içtiğin halde, yine de cayır cayır yanmaktır.
Seni özlerken sadece yanmıyorum, Orhan VELİ gibi, ''İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı,''
İstanbul yine çok sessiz, kuşlar gökyüzünü terk mi etmiş yoksa?
Mahallemizde bir telaş bir telaş, görsen sanırsın her evde bir yas tutuluyor.
Ben, bahçemdeki çiçekler ve sonbahar, sabahı ve akşamı karıştırdık. Nerede sabah orada akşam özlüyoruz seni.
Sahi, Eylül’de hiç kar yağdı mı saçlarına ya da ellerine? Benim gönlümün üstünü çığ kaplamış,
Hani bir bağırsam, altında kalacağım sensizliğin.
Saati sorsam söyler misin? Ya da kayboldum deyip adres sorsam, omuzunu gösterir misin?
Söylemeyi unuttum; ocağın altını açık bırakmış olabilirim, evime uğrayıp ocağı kapatır mısın?
Belki de kapıyı açık unuttum, evime hırsız diye girer misin? İki polisle gelip, senin için ‘’Kalp hırsızı, müebbet verin kalbime’’ diye şikâyette bulunurum.
Hele bir de Hâkim Bey, beni haklı bulursa, polisler de şahidim olursa;
Sonra ne mi olur?
Gökyüzüm maviye boyanır, kuşların kanatları canlanır.
Bahçemize bahar gelir, Eylül aşka boyanır.
En çokta, aramıza giren ayrılık sonsuzluğa uğurlanır,
Dedim ya, Eylül’üm aşka boyanır.
Yusuf BİTİM
Kayıt Tarihi : 13.09.2026 22:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!