Gönül düştü özü hale, Duygular oldu şelale,
Gözlerinin pınarları, aktı gitti kuruyarak,
Peşin sıra bakıyorum, Gözler kilitlenmiş yola,
Acı sözlerine yarin sızlar kulak ses duyarak.
Gönül gel sun istidanı, zarfı pulu benden olsun.
Orospuyla olmaz ahenk,
Arar bulur bir pezevenk.
Kapa kapın indir kepenk,
Böylesi kapı dışarı.
Makriköy, Pera bakarız,
Kapkara bir bulut tur atıp durdu
Göklerin tavanı mı delindi ne...
Sular boşalıverdi yer yüzüne,
Yağmur yağmasıydı güya...
Bir Üfürükte püskürttü bulutlar
Serperek her bir yana sularını...
Şimdi tam zamanı gelmişken vakti,
Hızır ol zamanı anıdır bu gün.
Dardaki gözlerle yollara baktı,
Hızır ol zamanı anıdır bu gün.
Gel de bu türlere,sataşma bence.
Gönlünde yaralar açar derince.
Gözle kendin özün inceden ince.
Melanete çıkan hocayla dede.
Kendi hallerine kalsınlar, bırak.
Aralık ayının bu gün on dördü,
Dostun gönül gözü, bizi de gördü.
Dostluk istihkâmın duvarın ördü,
Hoş geldiniz dostlar, hoşca görünüz.
Adatepe'ye çıksa,
Mıhlı çayıyla aksa,
Dönüp te bir yol baksa,
Hal Bilmiyor bilmiyor.
Karşıda Midilli bak,
Biz bize danışıp, gel de tanışsak,
El ele, dil dile verip konuşsak,
Ne sen kal ne de ben, bize ulaşsak,
Orda muhabbetten öte bulunmaz.
Elini açarak semaya ?
Ve yukarıya bakarak; İyilik,güzellik,kazasız, kavgasız, belasız hayat dilerdin.
Yalvarır yakarır dururdun ya !
Ondandır hep yukarıya bakışım,
Hep semalarda bildim Tanrıyı anne...
Tanrı; yukarıdan tepemize yağmur yağdırır sevinirdik,
"Hıyarım ben" deyince;
Tuz alıp ta koşanlar,
Hıyarımı yedi...
Ne çapayı,
Ne ekimini,
Ne sulamayı yaptı...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!