Rüzgârda savrulan tek bir yaprağım;
Ne yeşilde kaldım, ne düştüm daha.
Ne fırtınayla kavgam var benim,
Ne gücüm yeter dökülen dağa.
Bir ikindi çağı, alaca gölge,
Ağlayasım var.
Öylesine, birden bire...
Bir şeyler uzak gibi,
Bir şeyler yok gibi...
İçim ağlıyor,
Sustum…
Çünkü artık her kelime boşluğa çarpıp döner oldu,
Gözlerim satır satır bekledi seni,
Ama sen hep, en sessiz harflerde yok oldun.
Yazdım…
Her soluk bir dua gibiydi.
Avuçlarım bakarken gökyüzüne,
umudu sürerdim ve bekleyişleri yüzüme.
Secde etmek bir yare,
ne haddime.
Yeterince günahkar değildim ki,
Cahillikse aşk,
Körkütük cahilim...
Bilmezler aşkın giderini aşık olmamışlar...
Geceler gider,
Uykular gider...
Bu yollar ben`im.
Caddeler, sokaklar...
Ben'im bu kaldırımlar,
Köşe başındaki ulu ağaç,
Haneleri gözetleyen bakışlar..
Bir zamanlar portakal kokardı rüzgâr,
Limon çiçekleriyle uyanırdı sabah.
Şimdi o bahçelerden eser mi var?
Her köşe beton, her sokak biraz ah..
Deniz hâlâ mavi, ama kıyılar dar,
Biliyor musun, bazen,
Rüzgâr yüzüme çarpıyor,
kokusunda eski günler gizleniyor.
Sanki yine aynı yerdeyiz;
sen yanımda,
ben biraz telaşlı, biraz çocuk…
Bir deli maviye boyalı bütün umutlar.
Sessizce akıp giden gökyüzü
ve deniz anlatıyor masalı..
Bir varmış, bir yokmuşla başlayıp biten bir masal dilinde dalgaların..
Devler, periler vs. yok hiçbiri..
Giriş ve sonuç var metinde.
Ben ayaklarımı çıplak bastım zamana,
Sen çoktan çivilemiştin takvimlerini duvara.
Benim saatlerim çiçek açarken nabzımda,
Senin zamanın kurumuş bir yaprak gibi düştü aramıza.
Bir çocuğun rüyasından çıkıp geldim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!