Eski İstanbul gibi ağır yürür geceler,
Sultanahmet’te bir martı susar, bir ezan iner.
Kubbeler mavi, denize düşer bir gül kurusu,
Ve ben o eski devrin rüyasını görürüm yine.
Zaman değil, biz eskidik galiba biraz,
Kahveler soğudu, mısralar kaldı rafta.
Laleden, bülbülden dem vurur şairler hep,
Benim dilimde ise sadece senin adın saklı.
Boğaz’ın iki yakası bir ahenk tutturmuş,
Tarih usulca konuşur taşla, suyla, rüzgarla.
Ey bu şehri seven kalp, biraz daha bekle;
Güzellik ölmez, sadece başka bir beyitte yaşar.
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 03:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!