Sen suya hasret,
Ben sana,
Kapım ardına kadar açık;
Vur, yolcu.
Yorgunsun,
Gözlerinin ardından konuşan
Dudaklarının ötesinden öpüşen kadın;
Sana aşığım.
Tut elimi;
Kurtaracağım.
Umudun tükendiği yerde
Bir kadeh bekler sizi
İçilmeye, sevilmeye, unutmaya
Hazırdır hep.
Ne olursa olsun yaşınız
Tükendiyse umutlarınız
Dilimin ucunda bir şiir var
Hasrete dair,
Yolcunun tozlu elbiseleri altında,
teninden ıslanmış kağıdın kaybolduğu gibi kayboluyor
Tutsağa bağlı zihinler-im.
Ne istiyorum biliyormusun?
Eskiyi anlatan bir oda
Ateşi görünen bir soba
Sevgiye hasret bir yatak
bir de
Sevilmeye susamış
Tanrı uç dedi UÇTUM
Melek, sordu
Erkencisin?
Doğru dedim.
Melek sordu üzgünümsün
Hayır dedim.
Buğday, başaklarına doldurdu
Usulca doğruldu.
Yaktıkça kavururcasına beni;
Emdim başaklarından yanarak
Su;
İncir ağaçları vardı
Tepelerini soluyan dağın,
Dipsizlerde olduğu belli köklerin.
Büyük sütunları vardı
O pürüzsüz muhteşem gövdenin.
Rüzgâr en tepelerinde raks ediyordu;
Sevmek ritmine uymaktır yaşamın.
Belki suyun kıyıya dalgası gibi aheste,
Nehrin kumu yalaması kadarsa şehvetle.
Belki umursuz bir kadının sakızı kadar değersiz,
Sokak çocukları kadar önemsiz.
Belki anlamsız sarışların girdabına sıkışmış,
Sustum;
Susuzluğum kanatlarını açtı,
Buğulu bulutların.
Kapattım ışığa yorgun bakışlarımı,
Karıştı damarlarıma,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!