Bazen bakışların öyle davetkâr
İçesim var gözünden keyfime değme
Her zaman bulamam böyle lutufkâr
Çehrene tutuklu boynumu eğme
Bırak aksın kendi,içte biriken
Yirmi üçü Nisanın, arefesi Ramazan
Bu kutlu millet için sevilesi çakışma
Şühedanın kanıyla destansı tarih yazan
Hilal ile Yıldızın dansı gibi bakışma
Aynı hepimizi Yaratan
Aynı toprak
Merkezinde ömrümüzün
Ortak, donatan
Kimsiniz siz
Öyle gelip yerleştiniz
En mutena yerime habersiz
Bir yerden hiç gözüm ısırmadı
Aydınlık yüzünüzle,
Sanki güneştiniz
Gök, yüzünü döktü içime, sokaklar sarı,
Tam da uydum bu vaktin suskunluğuna.
Havasından suyundan
Taşından toprağından
Nasiplendik kararınca
Saymadık,
Kaç yıl geçti
Cami bahçesine gömüldü
Göbekadım imla benim
Çok iyi sayılırım
Dede de, dada da
Bel ki bazen şaşırıp
Bükülür istemsizce
Boncuk boncuk direniyor damlalar
Gecikmiş Nisan yağmurlarından kalan
Kristal kırılmalarında sabah
Güler yüzün, doğandan
Tasarruf et ellerden
Yalnız bana gülümse,
Yalnız kalmış kalbimi
Sürükleyen sellerden
Çal çal çal
Güzel günlerdi be lise çağları
Kimimiz hızla geçti, teklemeden
Biz mi zekiydik, hoca mı seçkin
Bilirdik ezbere,
Neydi karadenizin dağları
Enis yapıştırırdı beklemeden




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!