Binbeşyüz senelik mabed, bağrımızda çaresizdi
Heybetiyle evvel ebed, müstehak Hakkı anmaya
Nice mescidler var Yarab, kubbesiz minaresizdi
Cemaat yok, mihrap harab, yüzler yoktu utanmaya
Dörtyüzseksenbir yıl yetti, kılıcının hükmü Hanın
Uyuyup da uyanmış, gözlerinde mahmurluk
Mevsimlerden sonbahar, aylardansa Ekimdi
Bende siyah şemsiye, onda sarı yağmurluk
Damla damla yüzünde, sanki hüzün hakimdi
Bahçeler rengarenk yine, dalları çiçek bastı
Her köşeden bir rayiha, göğsüme üşüşmekte
Yan komşu Naciye teyze cumbaya küpe astı
Denizliklerde buluşup kumrular ötüşmekte
Sardunyalar sakızlanıp, pencerelerden akmış
Bir güzel tanıdım dünyam şaşırdı
Gönlümün çağlayıp akışı başka
Sanki gözlerinde sopa taşırdı
Dövecekmiş gibi bakışı başka
Ne yaptım güzelim sevmekten gayrı
Şakayıklar çoktan açtı geçti
Sefasını sürmekte şimdilerde
Mor çiçekli lavantalar, güller
Rengarenk ortancalar, menekşeler
Sen göksün, ben deniz
Gözlerimde mavi bir furya
Birbirine bakan
Ama kavuşamayan
Sen semasın
Bakışlarımı çalan
Uzaklardan bir çıkar, gözüne kestirince
Azgın emperyalistler,sebeplenir beleşten
Korku, endişe yüklü rüzgarı estirince
Demeye korkar herkes, dünya büyüktür beşten
Nasıl korkmasınlar ki, biri vursa mazlumu
Bombana mı çarptık abi?
Sen "lazım değil" diye mi atmıştın
İhraç fazlası bombayı
Ayrılıp düşen jetinden ?
Uyurken, azıcık geçmiş kursağımdan,
Ana baba boşvermişse
Doğru yolu bulamazsın
Büyüklerin koyvermişse
Yolu dolu bulamazsın
Eşin dostun öğretmenin
Ben ellerine bakacağım
Hangi parmağında ıslandı gece
Uykusuz dudaklarım
Sayacağım hece hece
Serçe, yüzük, işaret
Öyle ki, zannedeyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!