Avuçlarında düşünce
Tutabildiğin kadar..
Sıktığında yumruğunu,
Yere doğru akan bağnazlığın
Parmak aralarından...
Buharlaşan harsınla,
Binbeşyüz senelik mabed, bağrımızda çaresizdi
Heybetiyle evvel ebed, müstehak Hakkı anmaya
Nice mescidler var Yarab, kubbesiz minaresizdi
Cemaat yok, mihrap harab, yüzler yoktu utanmaya
Dörtyüzseksenbir yıl yetti, kılıcının hükmü Hanın
Uyuyup da uyanmış, gözlerinde mahmurluk
Mevsimlerden sonbahar, aylardansa Ekimdi
Bende siyah şemsiye, onda sarı yağmurluk
Damla damla yüzünde, sanki hüzün hakimdi
Dizlerimde duydum canhıraş çığlıklarını
Rendelenmiş bakışlarının
İsot alevinde tütsüledim yokluğunu
Haczedilmiş,
Beşinci sıra ipotekten...
Kulaklarım, dikili gözlerine
Biraz düşün ne olur, hangi sözde yalandık
Her fırsatta dokunma, milletin değerine
Atamızdan gördük biz, biz ezelden inandık
Dinime küfretmenin, nezdinde değeri ne? ..
Kul olduk, ümmet olduk, biz böyle iman ettik
Yükünü omuzlarında hissedersin
Kulunçlarına uzanır baskısı
Tükenir ferin
Taşıyamaz ayakların
Küçücüktür göğün, dibindeyken kanyonun
Mafsalı gıcırdar damperin
Hayalimde bembeyaz resim
Uçsuz, bucaksız
Mamak taşları gibi soğuk
Üşüdüm diyen sesin
Bir kabus bu sabah içtimada
Gözlerimden süzülen gençliğim
Son geçişim bu belki
Taşkın çöp kutuları arasından
Arka sokaklara zimmetli
Bu, belki son yuvarlanışım
Semt parkının çimenlerinde
Belki
Çulu serdim siteye dikizlerim etrafı
Kilimine güvenen hele çıksın karşıma
Uyuşmuşlar mı nedir pek bir ürkek eşrafı
Kalemine güvenen hele çıksın karşıma
Kuşanıp hazırlandım kıspetimi, miğferi
Hadi canım,
Sıra sende şimdi
Ben sussam,
Aklımdakileri okusan
Ağladığında göz yaşına karışan,
Dudak dibinde gamze olan güldüğünde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!