Bir isim verdiler bana; ben onu yaşadım.
Her çağrılışta dönüp kendimi sandım.
Kırk üç yıl geçti. Ben hâlâ kendime varamamıştım.
İçimde beni bekleyen biri vardı.
Toprağımın üzerinde büyüdüm ben,
Gökyüzünde barışa dair hayallerle.
Ama ne yazık ki, hep savaş gördüm ben,
Gözlerim doldu, yüreğim yangınlarla.
Babamın elleri toprakta işlerdi,
Annem dualarla yüreğimizi beslerdi.
Güller dökülmekte duvarlardan sessizce
Yüreği kırılmış bir lambanın ışıktan.
Sürgülemiş ölümlerin ardından kapılar
Ayak sesleri karanlığın bunlar
Bırak taşlasınlar katilleri
Dokun taştan oyulmuş göğüslerine bir , bir Sfenkslerin
Gönül ikliminde doğan bir hayal,
Serin rüzgar gibi eser her hâlde.
Bazen dua olur, bazen efkâr,
Gamlı hayalim, sükûnum sensin.
Yanmak mı?
Ne söyledim dil ile, ne sükûtum izhâr,
Bir yük çöktü cânıma, ne inkâr ne ikrâr.
Kalbimde kuruldu bir gizli dîvân-ı hisâb,
Hükmü ne şerh eyledim, ne yazdım âşikâr.
Ne bir feryâd kaldı dilde, ne bir arz-ı niyâz,
Sükût öğrendi gönlüm, sustu bende ihtiyâz.
Bir defter-i âmâlim vardı rûhumun içinde,
Ne açtım sayfasını, ne diledim i‘tizâz.
Âdem'den arta kalmış nice esrâr var içimde,
Cennetten düşen ince bir âzâr var içimde.
Yûsuf kuyusundan gelir her gece bir nefes,
Hicrânla yoğrulmuş derin bir efkâr var içimde.
Hâbil’den kalmış mahzun bir duâ var içimde,
Kâbil’den sakındığım bir hevâ var içimde.
Bir dağın sessizliğinde bekler gibi Tûr’u ben,
Henüz kelâm olmamış bir nidâ var içimde.
Kendimi arar iken nice yollar yürüdüm ben,
Her menzilde başka bir hayâl buldum içimde.
Bazen bir dağ sessizliği çöktü bütün seslere,
Bazen çağlayan bir su misâli taştım içimde.
Âdem'den süzüle gelmiş ilk duâ var içimde,
Asırlara yön veren kutlu sadâ var içimde.
Nûh'un gemisinden arta kalan sabır gibi,
Fırtınalar aşıracak bir edâ var içimde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!