Ebedi Yolcu Şiiri - Kubilay Demirkaya

Kubilay Demirkaya
303

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Ebedi Yolcu

İnsan ölümü, ancak öldüğü an ciddiye alırmış.
Ölüm, kaş göz arası mesafeden ibarettir. Solunum ve görme sisteminin ortak olarak haraket ettiği ölüm anını seyredenler birkaç saniyelik olarak görürler. Halbuki bu durum ölen için upuzun bir zamandır.
İşte ölen kişi her şeyin farkına o an varır. "Ne yaptım, neler ettim?" sorusunu sormadan ve göz kapaklarının gözü silmesi esnasında herşey zihninden bir tiyatro masalı gibi silinir gider.
Dünya kadar varı ve malı varsa bile bir anlam ifade etmez o esnada. Çünkü ölüm uykusu saati gelip çatmıştır. Yaşadığı ve onun bile olmayan kuru bir nefesi artık bitmek üzeredir. Hayatı boyunca sinesinde taşıdığı hırsı, kini ve tutkuları ona yardım edemez. Peşinde bıraktığı insan ve hayvanlar kah sevmeye dursun, kâh sevilmediğini anlasada bomboş bir boşluğu karanlık kucağına atılır. Bu karanlık onun yaşam ile ölüm arasındaki diyalektik dünyasıdır. Bu fani dünyada öldüğüne inandığın fakat bir türlü kabul edemediğin kişiye; an gelir birileri rahmet okur, an gelir birileri lanet okur. Dünyanın kuruluşu bu yöndedir.
Dünya hali bir saat gibi kusursuz ve dakik olarak işler. İnsanların yaşamına yaşadığın müddet zarfinda nefret tohumu ekmişsen vay haline..
Birde buna aç gözlülüğün eklenmişse ruhun bedeni zor terk eder. Umutları, arkasında yarım bıraktığı işleri, hepsi tek tek listeden silinir.
Şayet varsa; ruhumuzu şaha kaldıran, kanatlandıracak şeyler listeye eklenir.
Mesela;
İnsanlardan aldıkları değil, verdikleri maddiyat sultasından daha değerli maneviyat suyu ve ekmeği..
Başkalarının yaşamından çaldıkları değil, kattıkları önem arz eden değer verme, saygı, sevgi ve huzur katığına ekmek bandırıp beraber bölüşerek yediği...
Doğruluk, dürüstlük, fedakârlık, karşılık beklemeden paylaştığı zorluklar, merhametle ve şefkatte bonkörlüğü..
adil karakteri...
Dostlarının çokluğu değil; adının anıldığı yerde kalbiyle gülümseyen yüzlerin çokluğu...
En önemlisi de;
Görünmeden sevindirdiği yetimlerin, garibanların, fakirlerin çokluğu!
Tek tek listede yerini alır.
Ruh derin bir huzur deryasına dalıp gider.
En çok sevdiğimiz neyse o bizi karşılar,
Sade bir salondan, süslü bir salona geçer gibi, bir şah ya da sultanın karşılama töreniyle!

Ölümle savaşırken kimle mücadele ettiğini farketmeli insan. Ölümü kucaklamalı ama önce ölümün son olmadığını ve inandığın idrakine varmak gerekir. Ölüm bilincide her canlının ölümü tadacağının kabulüdür.

Ölmeyen varmı ki?

Ölüm bilnciyle yaşayan birisi, öncelikle ahlak bilincine önem vermeli.
Ölüm bilinci olmayan bir insan, bu dünyada kalıcı olduğuna inanmak ister, hastalık ve sıkıntıları ızdırap olarak görür.
Hersey imtihandır inananlara....
İman sahibi herkes tek gerçeğin ölüm olduğunu bilir ve yarın ölecekmiş gibi yaşar.
Niyetin iyiyse ve ölüm nimetini var olarak bilmişsen, gittiğin ebediyet ülkesine ışığını da, o yola baş koyduğun bereketin nimetinide beraberinde götürürsün.

Ölüm anı bir rızadır, bu rızanın rüzgarına kapılırsan ölümle yüzleşmek daha gerçekçi olur.

Öldüğünüzde ölü olduğunu bilemezsiniz, bu sadece etrafınızdakiler için zordur.

Kubilay Demirkaya
Kayıt Tarihi : 12.10.2026 22:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!