Bir Aşk kaç defa bir duvara çarpabilir? Taş bile olsa kendi içinde yansır. Bir duvar gibi durdum karşında üzgünüm...Yüzüme vurdukça sen aşkını ben sustum bir duvar gibi. Büyük bir sessizlikle (taş bile olsa tınılardı oysa) büyük bir ağırlıkla durdum karşında, geçit vermedim sana büyük bir kütleyle...
Taş kalpli derler di mi oysa? Belki bu yüzden sen o duvarın önünde kaç kez eğildin, kaç kez gururunu ezdin, kaç kez haykırdın, ellerini vurdun kanatarcasına, gözyaşı döktün çatlaysıya...
O kadar uzakta değildim oysa, hemen duvarın arkasında...bir ışık kadar yakın belki, bir ses kadar, bir dokunuş kadar uzakta ellerim oysa arada yıllar kadar mesafe olmasa...Bir taş duvar gibi durdu hayat aramızda, sımsıkı, örülmüş kenetlenmiş, yol yok, çıkış yok, etrafında geçit yok, ses yok. Sadece aynı gökyüzüne bakabilirsin, aynı güneşte ısınabilir, aynı mavilikte içini doldurabilirsin, aynı yağmurlar yağar sanada banada ötesi yok...
Öyle uzun ki bu duvar sen de kaç yıl ben deyim bir hayat kadar, evet bir umut var her duvar yıkılır zamanı gelince...hayat beni biraz yanlız bırakabilir misin? Çocukluğumu özledim...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Tebrikler..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta