Yıllarca
ekmeğin adını söylediler,
terin tuzunu anlattılar meydanlarda.
Adalet dediler,
demokrasi dediler,
eşitlik dediler...
Her cümlenin başına bir umut astılar.
Sonra...
Gerçeğin yüzüne perde çektiler.
Doğruyu,
kendi seslerinden korkar gibi
inkâr ettiler.
Bir haber büyüdü sokakta,
onlar masalarda küçülttü.
Bir fotoğraf konuştu,
onlar gözlerini susturdu.
Bir halk yürüdü,
onlar kalabalığı kiralık sandı.
Toplantılar kuruldu;
alkışlar sayıldı,
insanlar sayılmadı.
Meydanın vicdanı değil,
otobüsün kontenjanı hesaplandı.
Ne çok para dolaşıyor gölgelerde!
Yüz milyonlar,
rüzgârın önüne savrulan yaprak gibi
uçuşuyor.
Soruyorum:
Hangi kasa taşır
bu kadar yükü?
Hangi yardım yetişir
hesabı eksik defterlere?
Hangi bağış örter
sayılarla kavga eden vicdanı?
Ya hesap bilmiyorlar,
ya da rakamları geceye emanet ediyorlar.
Çünkü matematik susmaz.
Çünkü hakikat,
bir gün mutlaka kapıyı çalar.
Ve halk...
En uzun hafızadır.
Sessiz görünür bazen,
ama unutmayan bir nehir gibi
akar yılların içinden.
Bir gün
yalan, kendi gölgesine takılır.
Gösteri dağılır.
Sahne kararır.
Kiralık alkışlar susar.
Geriye yalnızca
emeğin nasırlı eli,
alın terinin kokusu,
ve gerçeğin inadı kalır.
Çünkü hiçbir çağ,
hakikatten daha büyük değildir.
Ve hiçbir düşkünlük,
bir halkın vicdanından
daha uzun yaşayamaz.
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 23:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!