Sen yaşarken ölmek ne demek bilirmisin aldıgın her nefes acı verir baktıgın her yerde onu görürsün aklında benligindedir kalbinde isyankar gecelerin tesellisidir.Yaşarken ölmek budur işte sen beni bu şekilde öldürdünde gittin VEFASIZ. Nasılda kandım sahte dünyanda sahte gülüşüne sahte sevgine,nereden bilebilirdim ruhsuz oldugunu hayatını sahtekarlık ve yalanlar üzerine kurdugunu.Dilerim mevlamdan sende ben gibi yan yalan sevdalarda sürün mutluluk denen serüvende yalnız kal hep agla duvaksız gelin ol mutluluk sana cok uzak oolsunsen cigeri beş para etmiyen ne sevgi ne saygı ne deger verilecek insansın ama bilirmisin lanet olsunki seni halen seviyorum.Muhtac ol bir yudum sevgiye gecelerin aglamklı gecsin hic gülme FATMA korkulu rüyaların olayım soaydın gibi AYDIN olma kücükköy sana zindan olsun başın yerden kalkmasın.O gezdiğimiz yollar kafeler sana hesap sorsun musalla taşı tek dostun olsun karanlık yollara cıkmaz sokaklara düş bir yudum su verenin elinden tutanın olmasın.Bir yudum sevgiye muhtac ol.Yazıkkı öyle bir annenin babanın kızısın utan bebegim beni ne hallere soktugunu düşün yıkık virane gecelere mahkum ettiğin insanı düşün de utan nasıl nefes alıp verebiliyorsun hayret Allahtan hicmi korkmuyor utanmıyorsun beni her gece aglatmaya kücükköylü vefasız.
..
Seni sevme saatinde
Toz konduramadığım hayalini
Beş geçiyor
Yoksun …
Zamanın düş geçiremediği bir kayayım
Küçük bir nükte gibi
..
Kuru bir düş
Uykusunda görür ölüsünü
Karınca zamanı
Tüm buğdaylar kabuğuna gizlenir
Çatlayan toprağa vurur
Kırılan yüzünün can parçaları
Sızar damarlarından içeri
..
İstediğim çok değil
bir candan bakış
tatlı bir gülüş
bir yudum su
susuz aşksız bırakma
bırakma yar'sız yurttsuz
sensizliğe mahkum etme
..
Aydınlığı yakalamak isterken düşeyazdı bir şair,
Karanlığa düş oldu son senaryosu Beyatlının,
En karalı haber oldu sade sudaki tirit ah nidem?
Hoşluğu yaşarken yüreğimde ve düşünürken düşümle ben
Ve ebem, “Etme evlat! ” demeden küs oluverdim sevgimle
Varlığıyla maddenin yakaladım hakikati erime noktasında,
Uyandırıldım kapı tıkırtısında bir melek yüzlü tasavvurun…
..
Al kaşının üstüne, bu senin busen!
Ve ayrılıyorum şimdi senden,
Bırak itiraf edeyim giderken -
Günlerimin bir düş olduğunu söylerken
Haksız değildin katiyen;
Gene de umut uçup gitmişse
Bir gecede, ya da bir günde,
..
Hangi renktendi gülüşün,
ya, izleri varmıydı
menekşe bakışındaki
gözlerinin,
Düş ise bu mavilik,
..
Sen bereket ol, ben sevda olayım
Sen yağdıkça sensizliğe susamış topraklara, yağmur gibi
Ben kara sevda gibi sarılayım, sen diye kara topraklara
Sen ferman gözlerinle düş aynalara
Ben camlara sarılayım canan diye
Sen kalbime yaralar çiz
Ben Lokman diye sarılayım maraza
..
ömrümü dövüp taş dibeklerde
esmer sevda yarattım kendime
şiirler söktüm acının köklerinden
sundum siyah karlar yağan gözlerine
oluğunu oyan bir suyum
bal köpüğüm / düş kuşum
..
ruhum bırakılmış avuçlarında
aşkın doruğunda yaşadığım o altın çalkantı
gerçek mi düş mü bilemiyorum
boş yere tekrarlıyorum kendi kendime
geçmişin anısı ve düş, tek ve aynı şeydir diye
ve, şimdi geri istiyorum
o "an"ı , düşlerimi
..
bir resim çizdim dünyaya
hatları belirgin
belirsiz hisleri
birden fazla insan
birden fazla düş
istemediğin kadar yalan
..
sevgili!
hani bekliyorum arada sırada.
hani uzaksın ya...
bu köhne halime
bir nefes tuzaksın ya...
gözlerini süzerekten,
ilk gün gibi kaçaksın ya...
..
Sabah güneşimsin doğmuşsun bir kere
Düş gazetemin üstüne gezin tenimde
..
bir düş görmelisin
gelmelisin
öyle sıradana yakışmaz insan
bana hayat söylemelisin
bir düş görmelisin
gelmelisin
..
düş kırıkları battı gözüme
uykularım kanrevan...
..
Parçalı bir yalnızlık dudağımda, dağılır sevdana yürüdükçe kahrım
Işıkları sönmüş bir oda olur gözlerim, gülüşlerinle söner yangınım
İçsel bir özlemin sessiz çığlığıdır aşk, boşuna sanma haykırışım
Dudağımda ismin, resimlerde gözyaşım, sanadır hep uyanışım
Aşkın açık denizlerine öfkemin sureti düşerdi, seninle günün ışıklarını arkamıza, ayın ışıltılarını da alnımıza aldığımız anlarda. Bir gölgenin içinde gülüşlerini ararken ben, sen aynı gölgenin kırıntılarında düşünüşlerimin anlamlarını ekerdin siyah denizlere. Kokun yayılırdı dudağını özledikçe ruhuma, nefesinin menekşe tarlalarında vakit sevişmelere açardı göğsünü ve biz aynı anın kahramanı, aynı masalın kırgın sayfası, aynı duruşmaların aşktan müebbet sanıkları olurduk ve bu yalan kürede ne kadar doğru bir aşkın savaşçıları olduğumuzu dosta düşmana haykırırdık.
Hep o öfkeli kalabalıkta ararız kayıp günlüklerini aşkın. Gül dalından yaprağını bırakır suya, bülbül ruhundaki o efsunlu yakarıyla acılarını anlatır o mor boyalı dağlara. Kahırlı bir ömrün yasak kentlerinden yakarılarla koşarız aşkın soğuk kollarına. Yangınımız olur an, dalda bu kez bülbül üşür, gül yuvasında aşkın kahkahasıyla gülüşür. Unutulmuş davaların dosyalarında hep kalın bir çizgi vardır anlayacağın yar, bu yüzden sonsuzluk çizgisinde bile eğrilmiş bir ufuk yakarısı vardır.
..
Sakladığım vardı avuçlarımda.
Eksi yirmialtısına inat havanın
Donmasın diye...
Yollarımda kış
Ellerimde düş...
..
Bir yaşam düşledim, bir kişiyle başlayan. Bu aileden ya da dostlardan fark etmez ama sadece bir kişi olacak, hayatın bütün karanlık günlerini, aydınlıklarını, mutlu mutsuz tüm duygularını yaşayacaksın o biriyle. Zorunluluktan kaynaklı kimseyi yollarına dâhil etmeyeceksin. Birlikte büyüyeceksiniz. Ağladığında, onun dizinde yaralar açılacak mesela. Güldüğünde yüreğinde filizlenecek gülümsemenin en güzeli. Sen yaşamın köprülerinden geçerken, o kollarını uzatacak ileri. Onun adımlarına da sen uzanacaksın gerektiğinde. Çukurlar da olacak tabiki köşe başlarında ama düşme tehlikenize karşı pamuklar hazırda bekleyecek sere serpe. Şelale sesindeki her tını kulaklarınıza misafir. Birlikte kitap okumaya başlayacaksınız, cümleleri ondan oluşacak, sözcüklerde bir tek sen. Tartışmalar yapacaksınız kendinizi geliştirmek adına ölüm üzerine olmayan insan üzerine örneğin ve öyle sonuçlar çıkacak ki dünyayı değil, dünyaları kavuracaksınız insansız…
Bir vahada yaşıyorsunuz diyelim. Kahvaltılarınızda keçiler sütleriyle eşlik edecek size, arılar bal kovanlarında bal sunacak ekmeğinize. Sincaplar çaldıkları fındıkları takdim edecek dokunulmamış haliyle. Cömert davranacak ağaçlar, tepsilerce meyveyi tattırırken. Tepsideki her meyve sen, ağaç köklerinde onun filizleri... Atlardan aldığınız hızla fırlayacaksınız kırlara. Başak dalları eğilecek günaydın demek için, güneş biraz daha parlayacak siz uyandınız diye ve semanın maviliğini hediye edecek sabahlarınıza. Papatya ülkesinde dolaşacaksınız uzun bir süre. Gül yaprağı sen de kokacak, yeşil dallarındaki çiğ taneleri onu ünleyecek. Önünüzde toprakla gökyüzünün birleştiği yeri bulamadığınız uçsuzluk. Siz yürüdükçe toprak yollarda bülbüller sesleriyle eşlik edecek gezmelerinize ve sazlıklardan ince şiirler okunacak yüreğe hitaben, her dizesinde aşktan nağmeler.
Gün öğleye yaklaşırken ömür sayfasının da ortalarındasınız artık. Okunan her satır yeni bir yaşam sunar size iki kişilik. Neler yaşanmıştır kimbilir ömrün ilk perdesinde. Akşamüzeri çay sohbetlerinde bu konu konuşulur her gün bıkmadan. Resimlerin soluk teninde sen, bakışlardaki unutulmuşluğun kırgınlığında o saklı. Berrak çayın dile kekre tadındasın, o tadın zevkinde. Elini uzatsan güneşi, kızıllığın içinden yakalayıp, yaşamının tek anlamı, tek dostun, annen, sevgilin, baban ya da o biri kimse, başına taç yapmak istersin, karanlık bastırmasın telaşıyla.
Arka bahçesindesiniz vahanızın. Yediğin kızarmış balığın tadı damağında. Şeker yeme yasağını bir dilim kadayıfla aşan kişi olarak, gerineceksiniz sallanan sandalyenize. Saçlarının pamuğunda o, oynaşan süzgün parıltıda senin yüreğin. Şükredeceksiniz yanında yaşayan tek varlığın kedi olmayışına ve dualar, ondan önce ölme dilekleriyle süslü.
..
bir düş gördüm, kelebekmişim,
üç gün ömrüm,ölecekmişim,
dostlar buldum,sevecekmişim,
yalnız kaldım diyecekmişim..
çiçekler bahar açacak,
ve ben aralarında koşacak,
daldan dala konacak,
..



