Düş Gözlüğün Kırılmış Bennara

Hayrettin Taylan
1968

ŞİİR


20

TAKİPÇİ

Düş Gözlüğün Kırılmış Bennara

Düş gözlüğümün çerçevesi düştü? Görülmezliğin ucuyla bakıyorum hayata?
-Sen, leyli gecelerimi uyutan Leyla bağrı mısın? Yoksa, bütün yokluklara yosn tutmuş, varılmazlığım en güzel dimağı, beni hayata kerem kılan Aslı mısın?
*Ya da her güle gülüş, her tada tadış, her bakışa ömür, her ada bir şirinlik seli olan Şirin misin?
-Bu içimde yankılanan benzerlerinin künyesinde susup ağladım.Susturulmuş, küstürülmüş bağlarıma volkanik yüreğini faylarıma dayayıp can kırıklarının bitmesini beklemek mi hayat.
Geçmişin izleri gelir düşlerinde oynar.
…: Yalnızdır artık o. Silinecek zamanı boşluğa bırakır.Her boşluğu doldurmaya hazır duygular vardır.Seni teslim eder, kavruk masalın başlar.
Gözlerini kapatır göremediklerin.Bir umut, bir toparlayış, bir unutuş uğruna, uğurböceklerin ölür.Normal gelir sana.
-Kirpiğine adak damlalar akar. Seni kurtarmak ister derin kederden.
Ederini bilir teslim olduğun boşluk.Seni satın alır sensizlik. Bensizliğin
Kavurucu sıcağı gelir aklına.
Bir ah çekersin, ahın söner, karşıki dağlarda ben uyanır.

Her şeyin sahtesi bürünür sızılarına.Gerçeğine çok benzer, belki de Çin malı özlemlerle gerçeğimi kapatmaya çalışırsın.
-Oysa içim Çin , yaşadıklarım Çin. Bensizlik Çin malı duygularla kapatılamazdı.Çin Seddini aşalı çok oldu.Bu yüzden içimde kalabalıksın.

Oysa Mevlana bizim için gerçek aşka sordu:

“Bir gece Aşka; “Doğru söyle, sen kimsin? ” dedim.
“Ben ölmeyen hayatım, ölmeyen yaşanışım. Ben daima devam eden, hoş geçen bir ömürüm” dedi. Tekrar sordum:
“Ey mekândan dışarı olan aşk. Senin evin nerededir? ”
“Ben gönül ateşinin dostuyum. Ben yaşlı gözlerin yanı başındayım.” diye cevap verdi.”

-Mülteci umutlarımı bulur özbenlik. Kendini aşar, bilinç.Bir buluşma arenasında nalan olur hasret.
-Yokluğunu yargılayan özetler dilenir içimde. Bir umut, başka umuda tümdengelinlerini gelin kılar.
Beyaz olur kalışın.
Varlığına sarılır sağlık…Önce sağlık, önce huzur, önce sabır, önceden çok önce başlar zaten aşk.

Şimdi işletim sistemi gibi yazılacak anların yazılımcısıyım.Yazılımlarım senin üstüne.Belleğimin en dolu yanıyla sana geldim.Güncellenen sol yanımda senden sayfalar açıldı. Bir ağ bağlantısı açıldı ahlarınla.
Ünlemlerim üşüdü, son damlanda. Virgüllere teslim ettim nefret aralarını, bir nokta koyacak cümleni bekledim.
-Yalnızdı... Sensizdi... Garesizdi... Süreğendi… Aşk.
Heceler yalnızlığımda üşüdü. Geceler sözcüklerimde kaynadı. Cümleler yüreğinde buhur olup yağmurun sarılışı gibi dilsiz nadaslarıma indiler.
Yüreğimde açtığın mana hendeklerine karşı, gönül zıplatıcı umutlarla hazırlanıyorum.
-Çaresizlik uzanmış keyfini çıkarıyor. Naçar bıraktığın bu ayrılık sonrasında suskun manalara etik bomba oluyorum.

Aşkı öğretmeden, aşkı tam yaşamadan, yaşatmadan, aşkın yokluğuna alışmayı hangi sevi mantığı kaldırır?

Med-cezir'lerin ressamı olur mu suskunluğun.Çizer mi içindekileri. İçindeki çocuğun

suçsuz ve çaresiz yüzünü görmek istedim. Hangi tuvale sığınışını görmek lazım?

-Kaçak umutlar, göçmenler ufukların gölgesinde uyanır. Çitler örülmüşken örüntülere.
Benliği temizleyen, içsel prizmalar hep olacak.Çakraları aydınlatan kadınsal ışıltının özünde eriyorum öylece. Bilincin sarrafıyım. Sensizliğin sahafında eskimeyen kendimi aramaya geldim, bilesin Bennara.

Hayrettin Taylan
Kayıt Tarihi : 12.2.2013 23:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Hayrettin Taylan