Dün Gece Şiiri - Mevlana Celaleddin Rumi

Mevlana Celaleddin Rumi
87

ŞİİR


821

TAKİPÇİ

Dün Gece

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
talih kapısı ardına kadar açık,
güneş kucağımızda.

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
diyordu aklına başına al.
Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!

Mevlana Celaleddin Rumi
Kayıt Tarihi : 16.1.2001 02:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Adem özel
    Adem özel

    GECEYE BEN GELDİM

    Geceye ben geldim.
    Habersiz ve ansız,
    Biraz huysuz, biraz arsız,
    Ne yollar geldim,
    Sezsizden, kavgasız,

    .... Dedimya!
    Geceye ben geldim,
    Rüzgar misali estimde geldim.
    Yüz yıllık yolları geçtimde geldim.
    Gündüzü bıraktım,
    Geceyi seçtimde geldim.

    .... Dedimya!
    Geceye ben geldim.
    İçim doluyken,
    Siyahlıklarına,
    Karanlıklarına
    Yine davetsiz,
    Yine yüzsüz,
    İşte yine kapında,
    Bu hayta şair,
    Destursuz tek başına.
    Asma suratını,
    Ey gece!
    Saklama ayını,
    Düşürme yıldızlarını,
    Her şeyi yazmam,
    Her şeyi anlatmam,
    Ya anlarsın,
    Beni benden alıp,
    Eğlendirirsin,
    Ya baş köşende,
    Edersin gece vakti misafir,
    Dinlendirirsin,
    Bir çay vakti, vakti takdir.

    .... Dedimya!
    Geceye ben geldim,
    Bir şiir vakti arsız misafir.

    Adem ÖZEL (SORGUNLU)

    Cevap Yaz
  • Ümit Duysak
    Ümit Duysak

    Tasavvuf deryasına dalmış bir Hak âşığıdır. İlmi, teşbihleri, sözleri ve nasihatleri bu deryadan saçılan hikmet damlalarıdır. O, bir tarikat kurucusu değildir. Yeni usûller ve ibadet şekilleri ihdâs etmemiştir. Ney, dümbelek, tambur gibi çeşitli çalgı âletleri çalınarak yapılan törenler ve âyinler, Hazret-i Mevlana’nın vefatından 3-4 asır sonra meydana çıkmıştır. Halbuki o, ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları sonra gelenler uydurdu. 47 binden ziyade beytiyle dünyaya nûr saçan Mesnevî’sine, her ülkede, birçok dillerde şerhler yapılmıştır. En kıymetlisi Mevlana Câmi’nin kitabı olup, bunun da şerhleri vardır. Türkçe şerhlerinden, Ankara vâlisi Âbidin Paşanın şerhi çok kıymetlidir. Âbidin Paşa bu şerhinde, ney’in, insan-ı kâmil olduğunu ispat etmektedir.

    Mevlevîlik, cahillerin eline düştüğünden, bunlar ney’i çalgı sanarak, ney, dümbelek gibi şeyler çalmaya, dönmeye başlamışlar. İbadete, İslam dininin yasak ettiği çirkin şeyler karıştırmışlardır. Hazret-i Mevlana, bırakın ney çalmayı, oynayıp dönmeyi, yüksek sesle zikir bile yapmadı. Nitekim Mesnevî’sinde diyor ki:
    Pes zî cân kün, vasl-ı Canan-râ taleb
    Bî leb-ü gâm mîgû nâm-ı rab.

    Manası şudur:
    O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
    Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle.

    Bugün, bu tasavvuf üstadının türbesine sonradan konan çalgı âletlerini görenler, işin gerçeğini bilmeyenler, bu mübarek zatın çalgı çaldığını, bu aletlerin onun olduğunu zannetmektedirler. O hakikat güneşini yakından tanıyanlar, bunlara elbette itibar etmez. Zaten bu büyükler, şüpheli şeylerden kaçtıkları gibi, mubahları bile sınırlı ve ölçülü kullanmışlardır.

    Cevap Yaz
  • Şebnem kara
    Şebnem kara

    Bu şiir bizzat Rumi’ye aittir ancak beşerin anlayacağı sığlıkta değil derin anlam içerir.

    Cevap Yaz
  • Yusuf Taha
    Yusuf Taha

    Bir kere MEVLANA CELALEDDİN RUMİ böyle biir şiir yazmaz bence

    Cevap Yaz
  • Suskun
    Suskun

    Yok artık ya .utanmaniz da mı yok.böyle bir şiiri öyle güzel insana nasıl yakistirdiniz

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (23)

Mevlana Celaleddin Rumi