böğrü saçalı çok oldu
iki çakalla birkaç tilkiye
vacip mi vacip,
adı köşklerde koydu ıslak imzalı sersem köy çıbanları
Ay doğurur gök gece
bu pür sancıda
bu ahenk, bu mehtap da nesi
Parmaklar tektip kalem
çağın aygıtlarında aylak
Bu kaçıncı dünya savaşım?
Kaç saniye yaşadımsa o kadarıncı değil mi?
Şu emmare cephesi yok mu ah!
Şu melunlar cephesi...
yağmur yağarken, çocuk parklarında çocuklar yoktur ama seslerini bırakmışlardır orada, duyarsın!
Bağırıp dururlar şen şakrak
sabaha ayaza öğleye akşamüstüne...
hangi vakit döneceklerse oraya
Sevmeyi, baharın esişi bildim
ya da hep bahara doğru gidişi sevmek
sevmek, ödemekmiş sorgusuz,
Ökkeş'in aklı,
kırk kadar davardan doğan kırk kadar davada dağıldı,
kırk davanın kırkının da bahçesine fitneler salındı.
Yüksek tavan salonlarda cereyan eden hükmedişleri tarttıkça
zihni alçaklıkla anıldı.
Yastığa başını koydu adam
Bir türlü denkleştirip ödeyemediği borcunu da koydu, utancını
İşsizliğini koydu, sabah biraz geç uyanabilecekti bu sayede, avuntusunu
Bir saçma şarkıyı da, taa sabahtan beri diline doladığı... ister istemez koydu
I.
Olduğumu kanıtlamak için kaybettim kendimi
hatırla
İlk aydınlıkta gör beni
sonra unutmuş gibi yap
Yosuna bakar gibi gözü, beyaz benekli kahve
Hangi yeşiller ödünç alındı
yahut çalındı ferden?
hangi karakola dalındı
hangi tezkere varken?
O gün hiç ummadığın kadar keyifli geçmişti hatırla,
Bil ki yüzün sen farkında bile olmadan Kudüs'e dönüktü o gün!
Bir insanı pat diye sevmiştin ya bi gün, onun gözleri Kudüs'e dönüktü o gün!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!