Bu kaçıncı sonbahar nerede o eski aylar
Çürüyen kuruyan ne varsa yerlerde
Kaç kapı kapandı, hangi ömürler sonlandı
Yıkıldı güzelim köşkler saraylar
Ne vardı senin güzel saçlarında?
Rüzgarda dalga dalga inleyen saçlarına
Bahtsız aşığın feryadı gibi sızardı
Parlayan güneşin cüretkar ışıkları
Bazende ipeksi bir hüzün bulaşırdı
Gül desenli derin kıvrımlarına
Buralarda sevmek yasaklanmış
Sadakatin rengi yalana çalıyor
İhanetin ipini koparan kaçıyor buralardan
Kalabalıklardan uzak yerlere gidiyor
Saf altında ayar olmazmış
İçine farklı bişeyler katınca
O zaman altının ayarı kaçarmış
Pırlanta gibi bir anımızı katsak altına
Erkekler sessiz yangınlarda büyürler
Kararsız ve korkak olanları sevilmezler
Zor da olsa içlerinde yankılanan
O kadim çağrıya mecburen uyarlar
Hakikatler görünenin arkasına gizlenir
Eldeki fırsatlar kavuşmaya yetmez bazen
Ama yinede değerlemede dürüst
Fikri yapıda oldukça seçici olmak lazım
Yüreğimdeki endişelerimle kaç yıl daha böyle yaşarım
Farkındamısın birbirimizi göremeden yaşlanıyoruz
Gel demeye korkuyorum ama vaz da geçemiyorum
Sana iyiyim dediğime bakma ben seni çok özlüyorum
Ne tuhaf değil mi
Sahip olmadığın birini
Kaybettiğini düşünmek
Neden acaba zor gelir insana
Onu uzaktan sevmek
Güzel bir söz söylemenin
Şiir için yetmediğini
Her kelimenin yükünü
Ayrı taşımak gerektiğini
Neden herkes gibi bende sessizce
Geçip gidemiyorum bu hayatın içinden
Toprağı tırnaklarımla kazıyorum
Her şey üstüme üstüme geliyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!