‘’ durmadan düşünüyorum,
ne çok öldük yaşamak için ‘’
(Onat Kutlar)
Güç zamanlardan geçiyorduk;yetmezmiş gibi büyük yitiklerin yol açtığı, yeri doldurulamayacak boşluklar apansız kapladı içimizi.
1960’dan günümüze değin oluşan depremleri çok iyi anımsıyorum. Bir önceki depremin yaraları sarılmaya başlanırken ülkemizin bir başka yöresinde patlak veriyor deprem.Bu kez de merkez üssü Kahramanmaraş olmak üzere on ilimiz…Dokuz saat arayla gerçekleşen 7.7 ile 7.6 şiddetindeki iki depremle Adana,Adıyaman,Diyarbakır,Gaziantep,Hatay,Kilis,Malatya,Osmaniye ve Şanlıurfa’da deyim yerindeyse taş taş üstünde kalmadı.
Yine yıkım…Yine can kayıpları ve yine parçalanan,yerinden yurdundan edilen aileler.Karmakarışık renklerden oluşan çığlıklarla,zılgıtlarla,feryatlarla,ah’larla inledi yurdumun dağı taşı. İçine düştüğümüz durumu onlarca yıl öncesinden duyumsuyor ve sanki şöyle özetliyordu Ümit Yaşar OĞUZCAN:“Öyle bir açmaza düştü ki vatan. / Uyku belli değil düş belli değil./ Çöktü üstümüze bir kara duman. / Işık belli değil, loş belli değil...’’
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta