Bir hazırlık başlar, meydan kurulur,
Heryanı tertemiz yıkar dadaşım,
Zurna çalar, davullara vurulur,
Narayla ortaya çıkar dadaşım,
Benim gardaşım.
Sallar mendilini, dağlar sallanır,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




kalemin daim olsun hocam. hemşerilerinizi ne güzel anlatmışsınız. başarılar.
Yüreğine saglık.ûstat.Her dem ülkem için bu duyguları yasamak yasatmak,en büyük Erdemdir.Kalemin daim olsun.AYNI COSKUYU DÖRTLÜKLERLE PAYLASAN KARDESLERE DE TESEKKÜRLER.
Saygılarımla
tebrik ve sevgiler.hocam..
dADAŞLARI BİZ EZELDEN GARDAŞ BELLEMİŞİZ ÖYLE KABULLENMİŞİZ SEVERİZ KENDİLERİNİ KUTLARIM ŞİİRİ BESTELEYENİ KALEMİNİZ DAİM GÖNLÜNÜZ ŞEN OLSUN SAYGIYLA
BAR şiiri kadar güzel ve etkili.
Dadaş; çelik bir yaydır, onu germeğe gelmez
Sonra köpürür coşar dadaş, dağlara da baş eğmez.
deki tadı ve duyguyu verdi.
Dadaşlar'a her övgü sözü yakışır. Bu şiir de çok yakışmış.
Tebrikler ve teşekkürler Hocam.
SİZE VE KATILAN TÜM GÖNÜL DOSTLARADA SELAM OLSUN,KUTLUYORUM HOCAM ,KELEMİNİZE SAĞLIK,TAM PUAN,
TEBRİKLER HOCAM.GÜZEL BİR ŞİİR.TÜM DADAŞ'LARA SELAM OLSUN.
Özge diyarımın kahraman eri,
Alnına aşağı süzülmüş teri,
Dizini vurdukca titretir yeri,
Gönlümü peşine takar dadaşım,
Benim gardaşım..
Tebrikler Üstad!
Dadaşlara, Erzurumlu gardaşlara Allah C.C. muhabbetimiz sonsuzdur. Bu güzel şiirinizde şairane ve mahirane bir şekilde dadaşları ve dadaşların barını dile getirdiğiniz için alkışlıyor, tam puanla antolojime alıYORUM. Ayrıca Erzurum isimli eserimi tedkikinize arz ediyorum.
Saygılarımla...
Erzurum
İşte geldim sana, yine giderim
Senin olsun kahven, hânın Erzurum.
Yaşlıdır gözlerim, veda ederim
Dillere destandır, şânın Erzurum.
Dağlarında öbek öbek karın var
Zengin bir kültürün, ata barın var
Nice mezâlimden ah’u zarın var
Çok yandı kafirden, canın Erzurum.
Koç yiğitler senden gelip, geçtiler
Ekmeğini yiyip, suyun içtiler
Niceler moskofa kefen biçtiler
Aktı Allah için, kanın Erzurum.
Onlar hizmet için, zoru seçtiler
Ne ordular sende, konup göçtüler
Paşalar göz yaşın silip geçtiler
Muhtar Paşa, (1) halaskârın (2) Erzurum…
23 Şubat 1980
Erzurum
(1) Aziziye Kahramanı, Büyük Kumandan, Bursalı, Katırcıoğlu Gazi Ahmed Muhtar Paşa.
(2) Halaskâr: Kurtarıcı.
Mehmed İhsan Uslu
Özge diyarımın kahraman eri,
Alnına aşağı süzülmüş teri,
Dizini vurdukca titretir yeri,
Gönlümü peşine takar dadaşım,
Benim gardaşım..
Tebrikler Üstad!
Dadaşlara, Erzurumlu gardaşlara Allah C.C. muhabbetimiz sonsuzdur. Bu güzel şiirinizde şairane ve mahirane bir şekilde dadaşları ve dadaşların barını dile getirdiğiniz için alkışlıyor, tam puanla antolojime alıYORUM.
Sasygılarımla...
Muhterem üstadım dadaşların dadaşı...Ben iki adet dadaş şiirim vardı yorum yerine o şiirleri sizin o nur yüreğinize ithaf ediyorum...
Ben Dadaşım
Duygularım köpürdü,
İyi dinle arkadaş!
Nerelere götürdü,
Ben dadaşım, hem dadaş!
Beni benden kıskanır,
Pür heyecan bak güneş.
Bulut bana yaslanır,
Ben dadaşım, hem dadaş!
Sevdam karlara yağar
Buz kesilir kor ateş.
Dadaş sevdalı doğar,
Ben dadaşım, hem dadaş!
Anadolu kapısı,
Dizde derman, gözde kaş.
Alparslan’dan tapusu,
Ben dadaşım, hem dadaş!
Emrah Aşık Reyhanî
Tesbihteki aynı taş
Mevlüt sanki Sümmani
Ben dadaşım, hem dadaş
Hançer barı görünce
Yutkunurum, gözde yaş
Akar vatan boyunca
Ben dadaşım, hem dadaş
Göz nurudur ihramlar,
İffet ile örter baş.
Cennet kokar ikramlar,
Ben dadaşım, hem dadaş.
Gök mavisi erenler,
Ömer yine köz ateş.
Can dostlarım yarenler,
Ben dadaşım, hem dadaş!
23 02 2005 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Dadaş
Biz dadaşız dadaş ha! Sevdalıyız ağalar,
Biz vurgunuz bayrağa! Hem kurbanız vatana.
Biz ciritle büyüdük, şahlanırlar çağalar,
Biz devlet-i ebediz, tabyalarda yatana.
Biz İbrahim Hakkıyız, marifetli yaşarız,
Biz ki Şükrü Paşayız, Edirne’de coşarız,
Biz Alvar’lı Efe’yiz, Hak aşkıyla pişeriz,
Biz dadaşız dadaş ha, şükrettik Yaratana.
Bizi tanıyan tanır, tülleniyor sinemde,
Biz zalimle savaştık, üç kıtada Yemen’de,
Biz Ermeni besledik, şimdi başka dümende,
Biz ölümle gardaşız! Göz dikmeyin vatana.
Biz Malazgirt Mohaçtık, biz ne kıtalar gördük,
Bizde yaşar Osmanlı, kimsesize kim olduk,
Biz alevler içinde, Büyük Türkiye kurduk,
Bizde kongre yapıldı, hayranım o irfana.
Biz doğunun kalesi palandöken balası,
Bizde Ömer yoğruldu, biz yiğidin alası,
Bize dadaş derler ha! Mertliktir hâsılası,
Biz demirden yumruğuz ülkeyi karartana.
2004 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Bu şiir ile ilgili 84 tane yorum bulunmakta