Ah işte insan!
Kendi ateşiyle kavrulan...
Kendine kızan, kendine küsen
Kendini anlamayan!
Bazen bir leopar
Bazen bir kaplumbağa
Bazen dipsiz kuyular gibi!
Kendinden uzaklaşan
Kendinden kaçan insan..
Bazen kendine bir dost
Bazen de ırak olan
Ben kimim, ben neyim ki
Uçsuz bucaksız bu alemde şimdi?
O hep kendi aynasından
Kendini sorgulayan.
Uyanıp sıcacık yatağından bir gece
Belki üç beş çamaşır alıp tek başına gizlice
Minik adımlarla aniden yuvadan kaçan
Küçük bir karınca yalnızca belki o sonsuzlukta
Deniz kabuğunda bir ummana açılan!
Kimbilir belki o hayallerinde her gece
Yazılı bir destan belki yaşayan efsane!
Mavi yeleli anaç kurt belki de bir Asena
Ormanın derinliklerinde sisler içinde
Bir sürü yavrusuyla gururla gezinirken
Gizemli bakışlarıyla dünyayı büyüleyen
Belki de onun resmiydi sana ışık veren
Onun sevgisiydi yüreğinde taşıdığın yıllarca!
Belki bir ceylan ya da bir kaplan
Belki bir tilki, bir ayı, bir fil
Ulu bir kartal belki gökyüzünün hakimi
Ya da bir yılan, bir timsah, bir fare
Bir sürüngen, bir kertenkele!
Vadide büyük bir ağaç belki de
Bir dağın zirvesinde azimle
Bütün rüzgârlara meydan okuyan!
Belki de yalnız başına o şimdi
Küçük adımlarla kendi yolunda
Yolculuk eden büyük umutlarla
Belki cesur bir penguen çocuk o!
Kadere meydan okuyan...
Kendi saatinde, kendi pusulasında
Beyaz izler bırakarak ardında
O kendi menzilinde azimle ilerleyen
Sıcacık bir can o!
Üçgen ayaklarıyla karlar üstünde
Tüm dünyaya nazikçe
Özgürlüğü fısıldayan...
Papyonlu Küçük Adam!
Ah ben sana kıyamam!
Balaban bakışlı canım yavru penguen!
Sen de bir çocuksun, biliyorsun değil mi?
Bir hareketiyle tüm dünyanın,
Bütün soğuk kalplerin içine giren hatta!
Güney Kutup Bölgesinde o sıcak gözleriyle
Antarktika'da, o buzullarda inançla şimdi
Sürüsünden ayrı gezen o dağlarda başı dik!
O tatlı şirin bebek, o kocaman bir yürek!
Sana bakınca biraz uzaktan
Gözümdeki o imajın yavrum..
Nasıl biliyor musun?
Sanki herkes ağlarken
O hep bir gülen adam!
Dünyaya aldırmadan
Kuşlar gibi sonsuzlukta
Özgürlüğe kanat çırpan!
O gidişin canım
O hiç unutulmayan
Efsane yolculuğunla
Akıllara kazınan varlık!
Ve hep hatırlandıkça
Sevgisiyle içimizi ısıtan.
Sanki seni düşününce
Gizlice gecelerce
Yalnız bir çocuk var içimde
Usul usul ağlayan!
Seni bile bile hani var ya
Ölüme terkettiğimiz o an...
Kalbimi burkan o görüntü...
O sonsuz uyku hali
Yanağının üstünde...
Ah yavrum! Söyle
O nasıl bir haldi öyle!
Papyonlu Küçük Adam!
Kutupların Fatihi!
Duyuyor musun canım?
Birazdan arkadaşların gelecek bak!
Sanki biraz seslensem beni duyacak!
Dokunsam yanağına usulca sanki
Uyanıp kollarıma atılacak!
Ah yavrum! Penguen Çocuk!
Şimdi kahvaltı vakti!
Haydi kalk, uyan artık!
Belgesel filmin çekimi bitti;
Tut elimden kuzum, inadı bırak!
Üzme beni lütfen gözlerini aç!
Ne olur o minicik gözlerinle biraz
Biraz daha tatlım gözlerime bak!
Kayıt Tarihi : 15.2.2026 01:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ah işte insan Kendi ateşiyle kavrulan Bazen bir karınca, Bazen bir leopar Bazen de bir penguen misali Kutuplarda kendini arayan... Yalnız bir yolculuk Bir efsane ve o yürek burkan Nazik bir dokunuşu adeta dünyaya Yumuşak temiz ve hassas Papyonlu küçük bir çocuğun O cesur yüreğiyle Bembeyaz izler bırakarak ardında Minik adımlarıyla buzullarda Yüreğimizi ısıtan... Esma Özdemir İstanbul; 28.01.2026 Çarşamba




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!