Telaşlı Penguen Şiiri - Sunay Akın

Sunay Akın
112

ŞİİR


177

TAKİPÇİ

Telaşlı Penguen

Aşkımız bitti
yüreğim burkularak söylüyorum bunu
çünkü bir yangın kovasının
içindeki durgun suda
beyaz bir kelebeğin boğulması
gibi garip oldu sonu
Aşk ki ay değil
güneş tutulması diyordum
dudak büküyordun bana
oysa ilkokul bahçesindeki çocuklar
ellerindeki isli camların ardından
gülüyorlardı sana
İnanmamıştın aşkın
bir elbise hırsızı olduğuna
ama köşesinde
kedinin uyudugu bir yatakta
çırılçıplak bırakmıştı
her ikimizi de
Giderken bir buzdağı gibiydin
sıcak sulara doğru yüzen
ve doruğunda
bir çift bale pabucunun
asıldığını söylüyordu
eteklerindeki telaşlı penguen
Bakakaldım
bindiğin taksinin ardından
onlar ki her mevsim
sarı birer sonbahar yaprağıdır
terk ettigin kentin sokaklarında
rüzgarla savrulan

Sunay Akın
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Ünlü Şair
    Ünlü Şair

    muhteşem

  • Onur Bilge
    Onur Bilge

    Telaşlı Penguen

    Aşkımız bitti
    yüreğim burkularak söylüyorum bunu
    çünkü bir yangın kovasının
    içindeki durgun suda
    beyaz bir kelebeğin boğulması
    gibi garip oldu sonu
    Aşk ki ay değil
    güneş tutulması diyordum
    dudak büküyordun bana
    oysa ilkokul bahçesindeki çocuklar
    ellerindeki isli camların ardından
    gülüyorlardı sana
    İnanmamıştın aşkın
    bir elbise hırsızı olduğuna
    ama köşesinde
    kedinin uyudugu bir yatakta
    çırılçıplak bırakmıştı
    her ikimizi de
    Giderken bir buzdağı gibiydin
    sıcak sulara doğru yüzen
    ve doruğunda
    bir çift bale pabucunun
    asıldığını söylüyordu
    eteklerindeki telaşlı penguen
    Bakakaldım
    bindiğin taksinin ardından
    onlar ki her mevsim
    sarı birer sonbahar yaprağıdır
    terk ettigin kentin sokaklarında
    rüzgarla savrulan

    Sunay AKIN



    SEVGİLİ BALERİNİM


    Ne yazık ki bir aşk daha bitti. Bittiğini görmek de demek de kolay değil! İçim parçalanıyor! Kalbim yanıyor! Sana hayat vermek isterken sende boğuldum ben! Sana hayat getirecekken… Ortalık sakinken… Ayrılmamız için hiçbir sorun yokken… Durgun bir denizde boğulmak gibi anlaşılmaz bir son oldu benim için.

    Öyle bir tutulmuştum ki sana! Ayın tutulması gibi değil, güneşin felce uğraması gibi… Umursamıyordun beni. Halimden hiç anlamıyordun.

    Sen güneştin. Güneşimdin! Göz kamaştıran, ulaşılamayan… Çıplak gözle bakılamayan… Aksi halde, birkaç saniyede gözleri kör edecek kadar parlaktın. Muhteşem bir parlaklık… Acayip bir alım… Felaket güzellik…

    Aşk, soyar soğana çevirir insanı! Üstünde başında bir şey bırakmaz. Neler çalar götürür, sezdirmeden… İnanamazsın! Çırılçıplak bırakır adamı! İşte bir gece o kadar sessizce geldi ve soydu ki bizi, yanımızda yatan kedi bile uyanmadı! Ne sende bir şey kaldı ne de bende… Ayrıldık nihayetinde…

    Güneş olarak doğmuştun dünyama… Nasıl da ışıtmıştın dünyamı! İçimi nasıl da ısıtmıştın! Oysa her şey bittiğinde… Giderken ne kadar soğuktun! Buzdağı kesilmiştin adeta. Bense şaşkın penguen…

    Buzdağı… Fakat yok olmaya namzet… Ilık sulara doğru… Erimeye… Tükenmeye… Bitmeye… Bunu ben değil sen istemiştin.

    Ne kadar telaşlanmıştım gitmeye kalktığında! Telaşlı bir penguen gibiydim, sende yaşayan… Siyah takım elbise, beyaz gömlek… Sense beyazlar içindeydin.

    Ah, benim sevgili balerinim! Söz dinlemedin. İlk gelen taksiyi durdurup bindin ve gittin! Gidiş o gidiş…

    Neydi o telaşın! Tam ortasında en şahane aşkın! Kaçarcasına uzaklaştın! Ardından bakakaldım, şaşkın şaşkın…

    Sarı bir taksiydi seni benden alan… Kurumuş sarı bir yaprak gibi sonbaharda…

    O taksiler, beni terk ettiğin kentin sokaklarında rüzgârın önünde sürüklenip dururlar oradan oraya… Kim bilir kimleri nerelerden alır nerelere götürürler… Seni benden alıp gittikleri gibi… Beni benden alıp gittikleri gibi…

    Mutluluk balesinde sonsuza kadar partnerin olmak isterdim. Aşkın müziğiyle sarhoş olmak birlikte, biteviye… Ne yazık ki sen bana eşlik edemedin!

    İşte böyle, sevgili balerinim! Kendini de beni de mahvettin!

    Sen de mutlu değilsindir…

    Eminim!

    ***

    Not: Bir ayette, yaklaşık anlamıyla: “Erkek kadının giysisidir, kadın da erkeğin giysisidir. Onlar şehvetlerini birbirleriyle giderirler. Birbirleriyle örtünürler.” şeklinde ifade edilir eşler arasındaki ilişki. Ayrılık veya ölüm halinde o giysiler onlardan çıkar. Çıplak kalırlar. Tasavvufa göre rüyada eşini çıplak gören ondan ayrılacak demektir. Ya ölerek ya da giderek…

    Mecazi, aşklar insanı soyar, nihayetinde… Ya ayrılıkla ya da ölümle…

    ***

    Mutluluklara…


    Onur BİLGE

    Şiirde tekrarsa, yorumda da tekrar...

  • Xalide Efendiyeva
    Xalide Efendiyeva

    Aşk bir elbise hırsızı yürekleri çırıçıplak bırakan...

  • Lütfü Yıldırım
    Lütfü Yıldırım

    bu bir söylevdir şiir değil ki söylevlere ne zaman şiir denildi onu da bilmiyorum adına söylev deseydik daha güzel olurdu bence şiirlerle söylevleri ayrıt edecek bir kapasiteye gelemedik toplum olarak Mehmet Akifinde bu konuda söylemiş olduğu çok güzel ve anlamlı yorumu var merak edenler Akif den öğrenebilirler

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    e yani,kadınlar penguene mi benzermiş şimdi!..:)vah vah kadınlara...

    yürüyün bakalım kadınlar
    penguenler gibi
    göbek önde
    ayaklar geride
    yere yakın götler sizde!.

    kıskansın sizi penguenler işte..

    :)))

  • Rifat Kaya
    Rifat Kaya

    Mükemmellllllllll

  • Ayşe Uçar
    Ayşe Uçar

    tebrikler...

  • Cemil Yüksel
    Cemil Yüksel

    Sözcüklerin maharetli işçisi şair; binlerce yıılık kültürel birikimimize, yetmedi dünya kültürüne vakıf olmak, bu kültürü anlamak, anlamlandırmak, ona yeniden hayat vermek; yaradanı ve yaradılanı, her ne varsa alemde his dünyasında özümsemek, bütün bunları ve daha fazlasını yaşayan bir dille ifade etmek iddiasıyla yola çıkan bir yüce gönüldür çoğu zaman; kimileyin de sadece sözcüklerin ironisinde, seslerin tınısında kaybolup gidendir.Kaldı ki şairin portresini oluşturabilmek için öncelikle ürettiği şeyin; yani şiirin ne olduğu ya da olması gerektiği üzerinde de durmak icap eder...
    Klasik anlamda şiir; ses, tema ve biçem üçlemesidir...Dönem dönem önem sıraları değişse de şiir, kulağa hoş gelen seslerle belli bir tema etrafında ve belli bir biçem çerçevesinde(ahenk unsurları ve şekil özellikleri olan) yazılardır...Şiirle ilgili birbirinden farklı onlarca tanım bulmak mümkündür. Her dönem ve her edebi akım kendi şiir anlayışını ortaya koymuş, bu da yetmez gibi farklı kültürler, farklı siyasal yapılar şiiri kendilerince tanımlamışlardır.Kimi anlayışlarda şiir bir araç olurken kimilerince de amaç olmuştur. Bu bağlamda; şiir ve onu yazan şair bir misyon üstlenmeli midir; şiir, bir görüşün, inanışın sesi mi olmalıdır,en azından toplumsal fayda ilkesine hizmet etmeli midir; yoksa şiir salt şiir mi olmalıdır?
    Faydacılık ilkesini benimseyen şairler, şiirlerini kimi inanışlara, kimi ideolojilere, yaşam algılayışlarına dayandırmışlardır.Şiir onlar için bir araç olmuştur.Şiir; öylesine güçlü bir araç ki ulusları kurtarmış, birleştirmiş,birlikte yaşama ideali aşılamış; ya da yeni bir inancın hükümranlığını sağlamış, gönülleri fethetmiştir.
    Kimi zaman da şiir, kendini bir güzele adamış; onunla yanmış,yoğrulmuş, ağlamış...
    Kimi zaman dağ başlarının boranı, yeşil bayırların çimeni, ağıp duran bulutların rengi; denizin, göğün mavisi olmuş...
    Hangisi daha az insanî?
    Hangi tarz şiiri yazan şairi yüceltip bir diğerini alçaltabiliriz? Elbetteki hiçbirini...O halde bu yazı kendini inkar mı ediyor? Hayır, sorun niçin yazıldığı ya da şairin hangi şiirsel algılayışa sahip olduğu değil; sorun her yazılanın şiir, her yazanın da şair olamayışından kaynaklanıyor...
    Birbiriyle uyaklı dizeler sıralamak şiir yazmak olamaz, olsa olsa manzum yazı oluşturmak olur.Şiir kendini bir kültüre, birikime yaslamalı; dışsal gerçeği kendi gerçekliğinde yordamalı; anlamlandırmalı,bir bütünlük içinde dilin imkanlarını en iyi şekilde kullanarak sanatçı duyarlılığı ve estetik kaygıyı da göz önünde bulundurarak ifade bulmalı...Karma karışık sözcük yığınlarını oluşturmak, araya da bilinçaltı imgelemleri serpiştirerek sözüm ona yeni imgelemler yaratmaya çalışıyor ve çok şey anlatıyormuş gibi hiçbir şey anlatmayan ya da 'ben seni çok özledim, sen de özle beni, gün batarken düşünürüm seni' gibi sığ anlatımlarla gerçek şiire ulaşmak mümkün değildir.
    Şair o halde kimdir? Şiirin ne olduğunu bildiğimize göre şair de onu yazandır. Ne mutlu ki ona bakmasa da görür, duyar ve en güzelini en sade şekilde,eskilerin deyimiyle sehl-i mümteni bir edayla söyler.
    Farkındalığı yüksek yürekli söz işçileridir şairler; bir gülün yaprağından damlayıveren sabah çiğini, bir çocuğun ağlayışına, bir sevdanın bitişine ya da öylesine acıkmışken sıcacık bir ekmeği nasırlı elleriyle bölen emekçinin anlından toprağa damlayan bolluğa bağlayıverirler...
    Ne güzel yüreklidir şairler, evren ve zaman dillerinde ebemkuşağına döner...
    Ne cesur yüreklidir şairler, zindanlar susuturamaz kimileyin...
    Ve ne yufka yüreklidir şairler, isterler ki üzülmesin senden benden olanlar,olmayanlar; tüm yaşayanlar...
    Bir de bu açıdan bakalım bu şiire...
    Şiirin muhteşem gerçekliğinde aydınlık dolu yarınlar diliyorum...
    Cemil Yüksel

  • Fatma Saylak
    Fatma Saylak

    Aşkımız bitti
    yüreğim burkularak söylüyorum bunu
    çünkü bir yangın kovasının
    içindeki durgun suda
    beyaz bir kelebeğin boğulması
    gibi garip oldu sonu

    BİR AŞKIN SONU ancak bu kadar güzel anlatılabilir. yüreğinize sağlık.

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    kutlarım farklı ve güzel.

TÜM YORUMLAR (67)