Çiğil'in Çocukları Şiiri - Ramazan Kağnıcı

Ramazan Kağnıcı
41

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Çiğil'in Çocukları

Biz, Çiğil dağlarının toprak kokan çocuklarıydık
Anlamazdık alavereden, dalavereden
Sadece gönül alır, gönül verirdik birbirimize
Elimizden değil, gönlümüzden verirdik hem de hapas hapas
Aynı sofralarda, aynı taslara kaşık salar;
Aynı şebit ekmeğini bölüşürdük dürüm dürüm

Her şeyimiz ortaktı bizim
Bağda, bahçede ne varsa
Beraber deşirir, beraber üleşirdik her şeyimizi
Ütmek nedir bilmezdik birbirimizi
Sümesine değildi yaptıklarımız

Biz, Çiğil dağlarının neşe kokan çocuklarıydık
Hıngıldamayan, yumuş tutan çocuklardık.
Gülmek için, mutlu olmak için bahane arayan,
Küçük bir tepe görünce yuvarlanıp combalak kılan,
Gırlaların Bayır’da soğuğa aldırmadan zıybınan,
Uzun kış akşamlarında
“Bir evde bir evde, uşdu uşdu, mecciküş” oynayan çocuklardık

Dünyanın en saçma
Ama en eğlenceli mesellerini dinlerdik
Esneyerek, dabıklayarak…
İştahla anlatırdı, Algaçlar’ın Zede aba
Gözlerimizin içine baka baka;
“Yarım Horaz, Mıdık, Serçe…” mesellerini

Cingil cingil üzümlere saldırırdık bağlarda
Günah işlemekten korka korka
Göz hakkı bahaneleri uydurup
Teselli arardık çocukça hırsızlığımıza
Dalından iğlemiş gün bişiği erikleri yerdik
Haram olmasın diye

Yalacan tekerli oyuncak arabalarımız olurdu
Defalarca takmak zorunda kaldığımız
Lastik ayakkabıdan arabalarımız olurdu
İçine topraklar doldurduğumuz

Gasalacak yeni bir elbisemiz bile olmazdı belki
Ama gurur duyardık çitten dolarımızla
Özgürlüğün dadını çıkarırdı bazen
Ayakkabımızın burnundan çıkan başparmağımız
Serçe, güvercin peşinde koşar
Önze alırdık patalan sapanlarımızla

Biz, Çiğil dağlarının mutlu çocuklarıydık
Nefes nefese şişirdiğimiz üfürtmeleri sokardık
Patlak toplarımızın içine
Yerden iyi zıplasın diye
Biri küçük biri büyük elceklerimiz olurdu
Ellerimizi soğuktan koruyan
Damın çeleninin altına girer
Karaltıda korunurduk yağmurdan
Ve hep beraber söylerdik; ı
“Arabada Çamur, Arap Gızı Camdan Bakıyor” tekerlemelerini

Biz Çiğil’in bezleme kokan çocuklarıydık
Sokakda oynarken alırdık
Mis gibi yanık kokusunu bezlemelerin
Didim ya ayrı gayrı yoktu bizde
Bizim sayılırdı bezleme pişen her ev
Mis gibi kokan ocağın başında alırdık soluğu
Topak topak menevselerin
Bezlemeye dönüşmesini beklerdik dört gözle
Pişirgecin üstünden inişini seyreder
Zaman geçirmeden dörterdik sede yağını,
“Sıkma Bükme” tekerlemeriyle dürüm yapardık
Ellerimiz yana yana

Biz, Çiğil dağlarının cömert çocuklarıydık
Dünyanın en zengin çocukları…
Bakmayın ayakkabılarımızın, elbiselerimizin
Yırtık, yamalı olduğuna
Yüreğimiz, hayallerimiz, umutlarımız yamasızdı bizim

Dedim ya zengin çocuklardık biz
Fakir yoktu köyümüzde
Hem de beş parasız, cebi delik zenginlerdik
Hapas hapas gülücük dağıtan,
Kucak kucak mutluluk dağıtan…

Ramazan Kağnıcı
Kayıt Tarihi : 21.3.2026 23:37:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!