Fırtına Çocukları Şiiri - Ahmet İnce

Ahmet İnce
223

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Fırtına Çocukları

burası yağmur ve deniz ülkesi
özgürlük ve barışın sesi
mavi ile yeşilin nikahı burada kıyıldı
burada yazıldı hamsi ile mısırın aşkı
fındık ile çay bu toprakta öpüştü

şimdi
özgürlük şimşekleri
tekmeler karnını karanlığın
inletir yeri göğü yıldırımlar
değişim sancısıyla kıvranırken doğa
aralar bacaklarını bulutlar
salar suyunu aşağılara

o zaman biz
ıslanırız ezgisinde kemençenin
yıkanırız bakışlarında hamsi gözlü güzellerin
savrulurken yeşil saçları sisli kıyıların
yaşarız günahların gizli aşkların

biz fırtına çocuklarıyız
ömrümüz sularda
yağmurlarda geçer
en çılgın aşıklarıyız doğanın

deniz türküleri
horon havası
hamsinin hoplaması
yansıtır bizi

ormanların yeşil gülüşünden geçer sevgimiz
deniz mavisinde yıkanır umutlarımız
bütün renkleri en hızlı biz yaşarız
mutluluğun resmini en güzel biz yaparız
çünkü biz
deniz türküleri yakan
karanlıktan aydınlığa akan
fırtına çocuklarıyız

Ahmet İNCE
03.04.2001-Trabzon

Ahmet İnce
Kayıt Tarihi : 3.4.2001 22:22:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


ŞİİR FIRTINASI:
7 Aralık 2007 akşamı İHD Trabzon Şubesi yöneticileri olarak, şair Ahmet İNCE’ nin Şiir Dinletisi’ni izlemek, yaşanacak kültürel etkinliğe tanıklık etmek için Of’a gittik. O akşam saat 18.00’da başlayan program, gece 11.30’a kadar sürdü. Müzik, söyleşi, coşku, folklor, fotoğraf, dans ve yerel motiflerle zenginleşen o hareketli şiir gecesi, sıcak izlenimler ve unutulmaz anılarla belleklerimize kazındı. Yağmurlu yolculuğumuz, dernek lokali Cafega’da yaşanan şiir fırtınasıyla renklendi, anlam kazandı. Son yıllarda yaşadığımız en güzel etkinliklerden birine tanık oldu Of’un 7 Aralık gecesi…
Of Folklor Derneği, kolektif biçimde çalışan, üreten üyeleriyle bu şirin ilçemizde uzun zamandan beri, önemli sanat ve kültür etkinliklerine imza atmaktadır. 7 Aralık akşamı, bizleri kuşatan sevgi ve ilgi çemberinin içinde, hiç kuşkusuz, bu kolektif üretimin ve sorumluluğun sıcak duyarlığı vardı.
Dernek lokaline vardığımızda, programın başlamasına bir saat daha süre vardı. Bu süre içerisinde söyleşi ve fon müziği eşliğinde, çaylarımızı yudumlarken Ahmet İNCE, dinleti için gelen insanlara, şiir kitaplarını imzaladı. Program başlamadan önce katılımcılar, ellerindeki kitaplarla şiirin gizemli atmosferine girmiş, soracakları soruları, okuyacakları şiirleri belirlemişlerdi bile.
Şiir Dinletisi, dernek yöneticilerinden İhsan Bektaşoğlu’nun açış konuşmasıyla başladı. Bektaşoğlu, yazın düzenledikleri Of Kültür Ve Sanat Festivalinde, Ahmet İnce’den okuduğu “Fırtına Çocukları” şiiri için, şaire teşekkür etti ve aynı şiiri seslendirdi: “ burası yağmur ve deniz ülkesi/ özgürlük ve barışın sesi/ mavi ile yeşilin nikahı burda kıyıldı/ burda yazıldı hamsi ile mısırın aşkı/ fındık ile çay bu toprakta öpüştü….”
Bektaşoğlu, şiirin bitiminde, mikrofonu Ahmet İnce’ ye bıraktı. İnce, tüm katılımcılara teşekkür ettikten sonra, sözlerine, dayanışmanın önemini anlatan bir şiirle başladı: “gelecek, güneş yüklü/ özgürlük, emekte açan çiçek/ emek/ sonsuz bir sabırla örülen dayanışma/ işte burada, aramızda/ karanlığa karşı dimdik ayakta…”
Yaklaşık dört buçuk saat süren ve soluksuz izlenen şiir dinletisi boyunca Ahmet İNCE, eski ve yeni şiirlerinden örnekler seslendirdi. Şiir aralarında dinletiyi izleyen katılımcılar da İnce’nin şiirlerini seslendirdi. Ben ve bazı katılımcılar, Nazım’dan ve diğer usta şairlerden şiirler seslendirdik.
İnce’nin dikkat çeken şiirlerinden küçük alıntılar yaparak, yaşadığımız şiir ikliminden esintiler sunmaya çalışacağım. Ahmet İnce; şiirlerinde, Trabzon’un otantik öğelerini, yerel kültür motiflerini, şiir sanatının evrensel duygularını, ince bir duyarlık içinde yansıtırken, yüreklerimiz arasında oluşan estetik haz, fon müziği eşliğinde geceye hüzünlü bir gizem katıyordu: ” Dışarda fırtınalar/ İçimde büyüyen sevgin/ Zulüm tuzak kursa da yollara/ Geçer yine sevgiler/ Gecenin karasından… Gece biter, gün gelir/ Yaşam bir kavgaysa eğer/ Umut yorgun olmasın/ Diken üstünde yürüsek de/ Yazarız türküsünü fırtınalı yılların…”
Gece boyunca, İnce’nin şiir yağmurları, yüreklerimizi ıslatmaya devam etti:
“Uzun ayrılıklar sonrası/ Sana geldim yeşil kentim/ve sana geldim deniz kızı/Yine gülümsüyor bana/Bitmeyen sevda/Kabaran bir dalgadır şimdi özlem/Sevgim süzülen martı/ Uçuyorum koynunda şiirlerin”….
“Bu, aşk kadar sıcak kentin/ Gür, yeşil ormanlarını/ Başı dumanlı dağlarını /Hamsiler gibi oynak/Ceylanlar gibi kıvrak insanlarını /Sımsıcak şiirler gibi sevdim/ Ekledim sevgimi sevgilerine/İstedim ki/ Yaşamları özgür olsun /ve/ Tutsak emek kurtulsun.”
İnce’nin “sevgi, aşk, özlem, umut, mücadele” yüklü şiirleri, nedense Of’taki şiir dostları üzerinde farklı bir etki bıraktı gibi geldi bana. İnsanların gözlerindeki gülümseme; sözlerindeki içtenlik, davranışlarındaki sıcaklık, bu farkı apaçık gösteriyordu. Gecenin dikkat çeken ve konuklarca da paylaşılan en önemli özelliği, dinletiye katılan bayanların çokluğu ve rahatlığıydı. Kadın katılımcılar, şiire karşı son derece ilgiliydi. Hepsi kitap imzalattı. Birçoğu mikrofonda şiir okudu. Hemen hepsi çalan müziğe, oynanan oyunlara eşlik etti. “Tutucu” diye bilinen Of’ta, Gafega’ da buluşan genç bayan ve erkeklerin, şiire, sanata tutkun insanların, gece yarılarına kadar kol kola, omuz omuza horon ve halaya eşlik etmeleri, takdire şayan bir manzaraydı. Bu durum, Of’taki sanatsever bayanların, korkusuz fırtına çocuklarının yalnızca kendilerine güvenlerinden kaynaklanmıyordu. Görünen manzara, aynı zamanda, Of gençliğinin bilinç düzeyinin, sosyal ve kültürel gelişiminin somut bir yansımasıydı.
Kısaca, yaşadığımız o fırtınalı şiir gecesi, yarattığı sonuçlarla, yalnızca şiir ve sanat çevrelerinde yankı bulmayacak, aynı zamanda, sanatın toplumsal işlevi konusunda çıkış yolu arayan gençliğimize de ışık tutacaktır. Sözlerimi Ahmet İNCE’ nin geceye renk katan, sabırlı bir emekle oluşturduğu ve duyarlı yürekler arasında kalıcı köprüler oluşturan şiirlerinden küçük bölümlerle noktalamak istiyorum:
“karanlık kuduz dev / kuduz dev saldırıyor yine de/ emeğe ve özgürlüğe… Vahşetin hükmüne karşın/ sahipsiz değil yüce sevda/ hak ve özgürlük tutkusuyla/ çoğala çoğala/ umudun emekçileri/ yeniden doğacak destanlarda…”
“yürekler suskun/ yol uzun/ gece karanlık bilmece/ tükenmesin soluğu sabrınızın/ koşun/ vahşetin tüm barikatlarını aşın/”
“güneşli bir gelecek için/ yürüsün düşlerimiz/ dünyamızı kirleten savaşlara karşı/ kadın-erkek birlikte/ yürüyelim el ele…”
Gültekin YÜCESAN/
Günebakış Gazetesi,
Aralık 2007/ gultekinyucesanhotmail.com

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nurcan Uğurlu
    Nurcan Uğurlu

    susuyorum...
    saygıyla

TÜM YORUMLAR (1)