Canımızı ezdiler
Taşlar altında
Günahlar altında
Gökyüzü şahit
Zamanın kırbaçları şahit
Ciddiye aldıkça yenildik
Ak sakallı şair
Bıyıklarında sigara dumanı
Göz bebeklerinde şiir
Ah sakallı şair
Ne çok severdin kelimelerle oynamayı
Yücelsin diye insanlık
Çocukluğum
Uçurtma ipine sarılı ellerim
Gerilen ip kadar keskin çizgilerim
Yıpranmamış uykularım
Yıpranmamış zaman
Anne şefkati
Çocuktum…
Babamın ilk toprağıydım
yanaklarımdan yanaklarımdan öperdi ninem
ilk onunla vedalaştım Çocuktum…
büyüdüm bir yabancı oldum
gerçek gümüşten bir rüya
Koşup
koşup
kendime çarptığım bir duvar var
umutlarımdan yüksek
acılarımdan alçak
Yükseklik korkum mu var aşktan yana
Şiirlerin ağır, siyah duvarları var
Zaman hırsızı kadınlar
Gelip duvarlarımıza dokundular
İpekten izleriyle
Derin denizlerimize karıştılar
İzinsiz ve seviyesiz...
Bir yanımız eksik kalmış hep
uçurumlardan düşerken.
Sevdiklerimiz,
kayalıklarda açmış çiçek
düşerken gördüğümüz.
Biliyorlar düşeceğimizi
Umudum ne zaman göğe uzansa
Yapraklara kara sular akar
Ellerime dokunulsa
Ağaçlar yaprak döker
Acemaşiran hüznüyle bir sessizlik geçer
Birden güzel şeylerin sisi çekilir
Barok bir karanlık bu gece devriyesi
Yenilginin adımları
Daha ne kadar yenileceğiz
Üstümüze çöken okkalı kış
Hiç çaresizliği gördün mü
Hiç kederden bir karanlık ördün mü
Gecenin bir yarısı
saat dört karanlığı
Beynimde çekirgeler yürüyor
sesleri anlaşılır ve dikkatli adımlar atıyorlar
Çoğu şey akıyor
Hissedebiliyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!