Cellat Şiiri - Salih Şanverdi

Salih Şanverdi
19

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Cellat

Beni sarp kayalara sürükleyen hislerim miydi ?
Yoksa, içimdeki zalim şüpheler mi
Yüreğim terlemiş, çünkü yanıyor içim
Yoksa ısrarla ölümle mi yarışıyordum
Bu hırs mıydı yoksa ümitlerim miydi?

Beni bu bitmeyen savaşa sokan neydi
Neydi beni o vahşi celladın önünde şahlandıran
Kararsız kaldığım bir gün bile yokken
içimde dört nala koşan atlarla yarışıyorken
Beni aldatmışçasına tetiğe bastıran neydi

Nasılını bilmiyorum, ama, acıttı bu kadar bile yaşamak
Bildiğim, düz giden ne varsa terkettim,biliyorum altında yatanı
Neyim varsa sundum ölüme giden bütün yollara
Amacım ölmek değil öldürmekti içimdeki celladı
Belki de nasip değil yavaş yavaş yaşlanmak

Yol daraldı, göğsüm daraldı, yollar hep taşlı
Kabuk bağlamış dizlerim, dirseklerimde kan var
Ayaklarım nasırlı kaçamıyorum cellattan
Kalbimde kin var daha ne kadar sürecek savaş
Yüzüm tıraşlı içim telaşlı gözüm yaşlı

Günler, dağların ardında değişiyor bir bir
Burda gün aynı gece aynı zaman aynı
Postalımın bağcığı dolanıyor boynuma gitme der gibi
Namlu mu,aklım mı, kin mi,sevda mı
Göğüsleri kabartan aşk değil ki bu kibir

Dudaklarım çatlamış, Güneş suyu sorar mı
Yaşamak kar etmez kör dikenler içinde
Güneş kapatıyor gözümün önünü ben nerdeyim
Şehirler haykırırken dağlara umut diye
Dağlar, heybetiyle hiç yerinden oynar mı

Başlatmadığım kavganın neden faili benim
Ölümün konuştuğu dağlardan ne haber var
Issızlığın haykırdığı mağaralara tüneyen kim
Sorular sorular kemiriyor fare gibi beynimi
Soruyorum kuru keven otlarına ben kimim?

Aslında dağların tek bir yemini var, ölüm
Cep aynama baktığımda bir cellat görüyorum
Künyeme vuran güneşi kim solduracak
Düşünceden kurtulacak bir meşgalemi var
Soruyorum görmeden zaferi bitecek mi ömrüm

Harcadım ömrümü zaten elde yok iken
Ebabiller cıvıldaşırken gökyüzü semalarında
Taklit mi ediyoruz ölümü yoksa yaşam mı ağır
Sekiyor kurşunlar kaypak kayalardan
Yoksa ölüm mü beni çekiyor hala gücüm varken

Diyorum ki, umutların en sevdiği gün yarındır
Ama celladım pusuda ne yapmam gerek
Dalamıyorum uykuya ölüm yakındır
Kalbime göre suç mu aklıma göre doğru mu?
Biliyorum ölüm tüm hayatlardan yakındır

Sırt verdiğim kayalar pusu kuran hain mi
Benim israfilim yoksa celladım mı
Ne garip bir his korkuyla cesareti karıştırmak
Alıştırmak lazımdı kalbimi bu arsız derelere
Aklımda günahlarım dönüyor yoksa bura ahiret mi

Yanılgım, ben kalemi silah diye tanımışım
Hayır, kalem kalemdir, silahsa silah
Yoksa dağlarda ne işim vardı ki
Cehaletim omuzumda katmer katmer katlanmış
Meğerse tüm yanlışlarımı sırtımda taşırmışım

Sorguladım, gözlerim ne isterse onu gördü
Meğer ne incelikler ne güzellikler varmış
Sorgulamadığım ne varsa canavar kesildi
Ben yanlışa yol yapmışım her fırsatta
Kaçtığım cevaplar başıma çorap ördü

Ufukta gördüğüm bulutlarda yoldaş değilmiş
Beni hatırına getirmeyen arkadaşta
Anladım yalnızlık paha biçilmez bir duygu
Anladım insanın nelerden korktuğunu
Anladım ki ölüm kulağıma kadar eğilmiş

Kendi canım Cananım olduğu her anda
Ne varsa düşünüyor yorumluyorum
Buldum farkını hayat ile gerçeğin
Susuz ağaçların kuruduğu dalları gibi
İnsanda kuruyor döktüğü her damla kanda

Burda yağmur istemsiz yağıyor sanki göklerden
Oysaki bizim oralarda deve kesilir dua okunur
Gökler ikinci bir cellat gibi üstüme kan yağdırıyor
Burda yağmur sel getirmeden durulmaz
Beni koparan neydi kendi ilimden

Kim söyler ki dünyanın devrik olmadığını
Kim söyler yalanın dünyaya taht kurmadığını
Hangi kitap yazar sahte gerçeklerin olduğunu
Beni dünya üstü düşüncelere sokan akşamüstünde
Hangi alim söyler ölmenin kâr olduğunu

Büyüttüm kafamda soruları manası var mı
Güneş ufuktan çıkınca sorular yok oldu
Düşündüm Gün boyu hangi soruda kaldım avareyim
Evet buldum bu soru benden ötesi için
Ölümüm beni tekrar yaşatacak mı

Neden cellat hep yiğitleri öldürür
Umutsuzluğun vursaya boynunu
Dikilse yokluğun kuru başına
Başına indirse keskin baltasını
Neden hayat hep zalimi güldürür

Yüzüm nice zaferler gördü kör dağlarda
Ama sözüm ne yazık ki yenik düştü
Bizler kahramandık savaş meydanında
Bitti savaş postal deydi yüzümüze
Boğuldu gençliğimiz deniz girdaplarında

Parmağım kadar kalemle kartona yazdım bu şiiri
Üstümde karıncalar gezerken kendi yolu gibi
Bulutunda gölgesi yok zaten bulutta yok
Karşımda dipdiri celadı gördüğüm anda
Öldürdüm içimde duran masum şairi

Salih Şanverdi
Kayıt Tarihi : 14.09.2026 01:42:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!