Çok çalışınca mı büyür insan,
Yoksa içindeki çocuk yorulunca mı “adam” olur?
Yolun yarısında otuz beşine yakınken ..
Aynaya bakıp kendini tanıyamayınca mı?
Bilemedim…
Hastanenin soğuk köşesinden yazıyorum sana, baba…
Dilimde kırık dökük sitemler,
Söylesem eksik, sussam ağır.
Ben bu değildim…
Hatırlıyor musun?
Avuçlarında büyüyen o narin çocuk,
Bir parça sevgi kırıntısı varsa,
Kuşlara sor…
Geceyi omzunda taşıyan martılar bilir;
Bazı yalnızlıklar deniz kadar tuzlu olur.
Ben seni
Rüyama gülümseyen bir melek indi o gece.
Kanatlarında sessizliğin değil,
duyulmayan çocukların duası vardı.
Gözlerime baktı.
Ciğerim tutulmalıydı,
Kalbin ablasyona girmesi gibi.
Dört mevsimde tutulmalardasın,
Alabora ettiğin denizde nefessiz kaldım.
Göğün mavisine sarılıp
Şiirine dokundum;
Sanki sabahın ilk ışığı
Çiğ düşmüş bir ovaya değdi.
Her dizesinde
Toprağın kokusu vardı,
Sevdim hayalini, sevdim gerçeğini de…
Sevdim kalbime iyi geleni, seni de…
Sevdim kapındaki çiçek kadar yakın olmayı,
Sevdim kalbimle gülümsediğini, her anı…
Anda kalıp hasretimi dindirebilir miyim,
İki vatan tek yürek olmaktı ,
Henüz varlığından habersizce sevilen sevgiliye hasretlikti,
Sevgili vatandı keşfi izlenmesi ulaşılamayan ama kalben bir hissiyatı gibiydi.
Ben ki Kıbrıs gibi sen de Türkiye mesafesi gibiydin
Başımı ne vakit alıp gitsem Adana'da akıl tutulmam vardı nedeni neredesin dediğimde yol ortasında lodos gibi arabaların ortasında kaldım.
Sen ki Adada gülümsediğim denizime kıyısı olan tek limansın.
Güneşten sıcak kalbi kadar gülüşümde demlenen,
Bir yarim var yarenlik ettiğim, ruhumda gezinen,
Hayat kaynağım sensin ki her an,
İliklerime kadar senken damarlarımdan geçen kanımda canımda sen ,
Ne çabuk unuttum mu sandın ruhumdaki gezinen sevgilimi,
Şimdi sana söylüyorum ki İstanbul kadar büyükse özlemin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!