Yağmur yağıyordu. Kimi şemsiyesiyle yürüyor kimi de yağmuru umursamadan yoluna devam ediyordu. Peki hangisiydi hüznünde boğulan? Yağmura şemsiye açan mı, yoksa onunla var olan mı? Ya da şu kenardaki çiçek, o da seviyor muydu yağmuru? Yağmurla beraber o da ağlıyor muydu? Yoksa o güneşten yana mıydı? Güneşin mutluluk getireceğine inananlardan mıydı? Peki Güneş, o seviyor muydu insanları? Alıyor muydu verdiği değerin karşılığını? Hüzünleniyor muydu ardından karanlık bıraktığında? Ağlıyor muydu Ay'ın onun yerini tutmasına? Şu yerdeki su birikintisi, hoşlanıyor muydu bu çukurda olmaktan? Korkuyor muydu yok olup gittikten sonra unutulmaktan? Sabrediyor muydu, bir umut belki yeniden doğmaktan?
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
Devamını Oku
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta