Uzak yoldan geliyordum bakamadım
ol kimsesiz
cana
canana;
dedim ki içimden güzelsin,
güzelsin güzel...
Sana şiir gönderdim yine
Şehirlerim yoktu çünkü, kasabalarım eski
Köyler ıssız ve dağlar küskündü gece
Mısralar kadardı yürüdüğüm sokaklar
ve bulvarların ucu bucağı görünmüyordu
Kemancı sokağında ezgiler yükselirdi
eski günlerden
ustaca klarnetin sesi göğü delerdi
şimdi çırağın kendini bilmediği hadsizlik çağındayız
azıcık nefesin yetti mi senden iyisi yokmuş
öyle diyorlar, öyle düşünüyorlar
Hâlâ
At eski fotoğrafları
anılar çekip gider ardından
geçtiğin yollardaki izleri sil
yıllar unutulup gider zamanla
Gel de kurtar beni
ilacı yok hasretligin
sensiz
nasıl geçtiğini düşünüyorum zamanın
geçmemiş
belli ki
Can mı kaldı bedende
kurudu aktı nehirler boş yere
gün mü kaldı şu kısacık ömürde
az önce geçti gitti upuzun gece
kimi bekliyor abdal
bir garip
mekan sahibi
gönül kapısı açık değil
dünden
misafirim kendime
uykuya dalacağım olduğum yerde
düşünme beni
...
ok gibi mısraları göndersem o sineye
surları yıkılmaz ise/gedik açılır gölgede
hangi baharda çiçek açıyorsun sevgili
bahçıvan da şair olmuş girmiş saklı bahçeye
Hanna'ya Mektuplar
Sen mektuplarını yolla, ben okurum vakit buldukça
varsayalım ki ucu görünmeyen bir zaman tünelindeyim ve sonunda sen varsın
bir hayli geçmiş zamanın yükü unutulmuş üzerimde
varsayalım ki yorgunum, epey yorgunum bu şehr-i İstanbul'da
Haram değil
Bu mısralar
Bir sevda mırıldanıyor
Gizli gizli
Sakınacak ne var sanki
Ne sıralıyorum dizeleri uzun uzun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!