Sen gidersen
Kırlangıçların kanadında izi kalır
gözyaşının
Bulutların beyazına ak düşer...
Hava kararır vaktinden önce, tadı kalmaz hüzünlü akşamın.
Bir nedeni olmadan da sever insan insanı
Bil ki viranedir yalınız kalanın hanı
Yoktur kulun yoktanrıya tamahı
Gün olur güneşte yanar, geceleyin mehtapta kaybolur ahı...
Yürek olmadığı zamanlarda da döver insan insanı
Uç diyorsun bana
göçmen kuşlar gibi göç diyorsun
sensiz kanatlarım olmadı ki
kimsesiz
iç diyorsun bana,
nasıl içeyim hayatı sensiz
bir ben vardım canana ol akşam serininde
nice baharlar geçti şehr-i viranesinde
gonca gül açıverdi sema vakitlerinde
kokusuna aldandım da
geç uyandım kızıl güneşin vedasına
bir ben sarıldım rüyaya ol incecik belinden
Göğe yakınım bu akşam
bedenimde çırılçıplak bir yalnızlık
içimi döküyorum toprağa
akşam kızıllığında
dolaşıyor sevdanın ezgisi
kırmızı şarap tadında bir hayat bekliyor
Akşamlar
Döner geceye
Ay düşer pencereye
Çok uzaklardan
Sen düşersin gönlüme
Haberin gelir
Nöbetciyim bu gece
salıdan çarşambaya onulmaz bir sevdanın nöbetçisi
derman arayan dertlerin nöbetçisi
hüznün bekçisiyim bu gece
yoksul çocukların
çığlık çığlığa ağlayan bebelerin göz yaşıyım damla damla
Bütün hüzünler çekip gitti buradan
sanırsın uzak şehirlerin üzerinde gökyüzü hüzün
bir başına kederlenmeye utanır oldum
bir çöküntü ovası yüreğim
Kederli ve kocaman elleriyle ustaca dokundu
açıverdi yorgun kollarını
yediveren
yağmurda ıslanan kaldırım taşlarının üzerine
akarsu geçmez yollarını
misafir kabul etmez köyünden yıllarını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!