Nöbetciyim bu gece
salıdan çarşambaya onulmaz bir sevdanın nöbetçisi
derman arayan dertlerin nöbetçisi
hüznün bekçisiyim bu gece
yoksul çocukların
çığlık çığlığa ağlayan bebelerin göz yaşıyım damla damla
Bütün hüzünler çekip gitti buradan
sanırsın uzak şehirlerin üzerinde gökyüzü hüzün
bir başına kederlenmeye utanır oldum
bir çöküntü ovası yüreğim
Kederli ve kocaman elleriyle ustaca dokundu
açıverdi yorgun kollarını
yediveren
yağmurda ıslanan kaldırım taşlarının üzerine
akarsu geçmez yollarını
misafir kabul etmez köyünden yıllarını
gözlerinden tanıdım seni
deniz mavisi
uzak
bakışlarının ardında
dağ yeşili
ırmaklar gizleniyordu
GÖLGELER
Gölgeler yeter
güneşin doğuşuna şahitlik etmeye
saniyelerin umarsız geçişidir yelkovanı şımartan
ey vakit sen nasıl bir uykudasın söylesene
Gölgeler Şehrinde
Unuttum seni giderken gölgelerin şehrinde
sabah güneşi doğar mı yokluğunda keyfince
suç benim değil
uyuya kalmış kirpiklerim ince ince
geçmiş olsun yüreğindeki tüm sızılar
uzun yürüyüşlerden arta kalan
dizlerindeki ağrılar
haksızlığa karşı haykıran
incecik ses teline geçmiş olsun
büyüyen gözlerine
Dumanlı dağlar gibisin
Arada bir özlenen memleket
Uzaklaştıkça artan efkarım
Bir göresim
Bir tutasım
Saçının ince telinden
Geri gelmez
Hiçbir zaman yitirdiklerimiz
Ne yaşadıysak o kalır anılarda
İyiden iyi
Kötüden acı
Bir de kaybetmenin geri dönülmezliği
Seni her düşündüğümde
sarı yazma sererim yastığımın üzerine
koynumda bir sevda papağanı
unuturum tüm ezberimi
öğle vakti içtiğim
orta şekerli kahvenin tadı kalır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!