Çengel
Kilitsiz kapıları açtım, ardına kadar boştu
Durgun ırmakları geçtim, bir boydan bir boya coştu
Dağlara tırmandım ovaları aştım, öyle bir hoştu
Nereye dokunsam gül, elimi verdiğim tomurcuk çiçek, gerisi nahoştu
Mademki yorgunsunuz, dinlenin artık
Ne yollar tükenir ne de yolcular
Ufuk çizgisine yol verin artık
Umutlar yeşerir, gelir baharlar
Mademki hancısınız, açın kilidi
Çerağ
Yazı yazmayı kimden öğrendim bilmiyorum; kışı da öyle
nedensiz de başlamaz ki hiçbir şey; elbette vardır ustası çırağın; ateşi çerağın
sonbaharda sevmeye yeniden mi başladım acaba diye düşünme; düşünüyorsun da
mevsimsiz günlere kayıyor aklın ince ince
İçimde
Ateşten kelimeler
Yüreğimde isyan
Ortalık yangın yeri
Uzun uzun yazdığımı söylüyorsun
Hayat bu kadar çetrefilli iken
Ağaçlar yaş iken eğilir bükülür
sevgili ay ışığında sevilir
gün olur
başımıza çoraplar örülür
bir suç işlemişiz gibi
sanki yasak bir duvardan atlamışız gibi
Sen benim fermanımın
ilk hecesisin
geçmeyen zamanın ay ışığındaki son gecesi
bu son gidişimdir senden
belki
bir tabure olacak ayaklarımın altında
I-
Bir cana bakar gibi bakıyorum duvara,
konuşuyor benimle
senin konuştuğun gibi.
Havara taşına yaslanıyorum, kucaklıyor teni, kolları varmış gibi
aynı sen gibi, senden seni koparıp getirmiş gibi...
şehrin sokaklarında
inadına
betondan çiçekler açarken
sessizliğe alışır mı
yüreğime
inadına tohumlar serpilirken
Çıkarsızdır
Benim sevdalarım
Parasız pulsuz
Uçsuz bucaksız bir dünya
Dolaşır karın tokluğuna tutkulu
Bir kara sevda
Üç bacaklı bir tabure bıraktım
çıkmaz sokağa
bacasız
kuzine sobayı kurdum
köşe bucak duman altı olsun istedim
seni karşıma koydum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!