...
Git artık bu şehirden, nefes alsın o rüya
gökyüzünde dolaşan
kara buluttur veda
gelsin artık ufuk çizgisindeki beklenen
kavga ise ne güzel/mutluluksa ne ala...
Konma bülbül duldasına, susar isen gül küser
Güvenme yar sevdasına, gülerken rüzgar eser
Güneşi vururken güne, gece selamı keser
Uyanırken sabaha saraylar saltanatlar çöker
Kolaydır ezberi kitabın başını, okudukça can çeker
Aylardan Kasım
Ve şehirlerden yağmurlu bir İstanbul
Haliç kıyısında martılar
Kokusuz mavi bir deniz kenarındayım sanki
İçeride çocuklar ve oyun
Nasıl anlatırsan öyle öğreniyorlar
Geç kaldı tüm mısralar ve heceler yorgun hala
noktayı tam yerine/koymayan el utansın
sen gençlik çağındasın, ses ver ki ses uyansın
Güç oldu tüm yolculuklar ve geceler ıssız hala
turnayı kuş yerine/koymayan gül utansın
Oysaki gün ortasından nasibini almıştı
hava karartısındaki bulutlar
hayatın
gök gürültülü ve sağanak yağışlı
geçeceğini düşünüyordu
yoldan geçen
...
ezildi bir üzüm çekirdeği daha
çekildi
gitti göçüne
hayat gördüğümüzden daha suskun
ve eskisinden
Gitme
çok uzaklara
mavi gökyüzüne aldanıp
sevdasız
gölgede bırakma beni
güneşsiz
seni anlamlı kılan
ulaştığın yerdir hayatın içinde
düşündüğün kadar insan
cansın
sevdiğin kadar
sevildiğin kadar canan
Islak ve kuru yerlerden geçtik
başka zamanlarda
aşık uslatan yağmurlar sonrasında
incecik ve kırılgan/maviye çalan/kızıla nazlanan
tel tel olmuş
eski bir çamaşır ipinde
Kaç
Kurtar kendini gecenin gizeminden
Belki derin bir uyku çare olur
Yasla yüreğini inceden nakışlı yastığın üstüne
Kim bilir neler bekliyor seni
Düşler aleminde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!