Brüksel ve Bizimkiler Şiiri - Sevgili Özbek

Sevgili Özbek
140

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Brüksel ve Bizimkiler

İnsan olmanın güdülerinde yarın olmak isterdim! Herkesin eşit şartlarda ve eşit haklarda yaşayabilecekleri bir mekân, kendini yaşam üzerinde mutlu bulan akıl olmak isterdim. Güzel olan güzellikler içinde kelebek, varoluşun üstünde güzel kokulu çiçek olmak isterdim.

Brüksel’deyim. Etrafı izlerken, Ankara’lı bir arkadaşımın sözleri gelmişti aklıma. Bana demişti: « Brüksel’i hiç sevmedim, çok pis » Türk vatandaşlarımızın yoğun olduğu bir mahalle. Her taraf çöp içinde ve yer yer dağınık. Köşeler hacet kokusu, insanın beynini dağıtıyor. Vatandaşlar, sanki bu durumu benimsemiş gibi, şikayet eden yok.
Sokaklarda ki bu ilkel durumla, evlerin durumlarında benzerlik var gibi. Oturulan yere Türk mahallesi demek daha uygun. Şehrin merkezinden oldukça uzakta.

Durumlarından şikayet etmeyen bu vatandaşlarımız, dışlanmanın ve yabancı olmanın vermiş olduğu psikolojiyle farklı boyutlarda yaşıyorlar gibi. Brüksel’de de anlaşılıyor bu. İnsanı insan yapan hususlar, buralarda da çok gerilerde kalmış kanımca. Ve oldukça kalabalık olan bu vatandaşlarımızın yaptıkları işler de aynı; genelde inşaat, esnafcılık ve dönercilik yaygın. Burada da aklıma yine yıllar önce Metz’e gelen ve bir kaç yıl önce kaybettiğimiz değerli yazar Duygu Asena’ gelmişti. Metz’i gezmiş, Türk vatandaşlarımızı ziyaret etmişti ve ardından « Metz et kokuyor « diye bir yazı yazmıştı. Yıllar sonra O’nu çok iyi anlıyorum şimdi. Bir Türkiyeli olarak şehrin çok ötesine konulan bu vatandaşlarımız için endişe duysam da adı yaşamak olsun.

Daha sonra, Brükselin merkezinde gözüm Türk marketleri ve buna benzer bir şeyler arıyor. Ama hiç bir şey göremiyorum. İnsanların kalabalık olduğu bu yerde gelip gidenleri izliyorum. Yine vatandaşlarımızdan bir tane göremiyorum. Sanki o kenar semtte karşılaşmadım o Türkiye’li vatandaşlarımızla.

Nehir boyunca her ulustan ihtiyacını giderecek mola yerleri var. Gözlerim yine bizimkileri arıyor, ama neredeler? Dikkatimi ekmek fırını çekiyor. Mis gibi buğday kokusu! Susamlı simit ve taze ekmek kokusu! Nefis, dayanılır gibi değil. Türk kültürünü tanıtan bir başka meslek diye nefes alıyorum… Seviniyorum. Bu durumda kültürel gelişmenin boyutlarını düşünüyorum. Kapalı kalmanın ve kendini sadece etnik olarak görmenin ve dışlanmanın fikirleri ürkütüyor beni. İnsan, sosyal bir varlık olduğuna göre, her yerde insan olarak yaşayabilmelidir diyorum.

Daha sonra « Atatürkçü kültür ve düşünce derneği »ne giriyorum. İki uçta, ama farklı nitelikte fikirlerle yaşayan Türkiye’liler arasında ne kadar fark olduğunu görüyorum. Bir durumda seneler önce geldiği zihniyetle yaşayan bizimkiler, diğer tarafta günümüz insan tipiyle kareli pencerelerden dünyayı genişçe gören bizimkiler… Bilginin ve kültürün gücüne, kendini geliştirmenin toplumla ve kendisiyle bağlı olduğuna bir kez daha inanıyorum burada…

Türkiye’den insanlarımız Avrupa’ya gelmek için ne kadar çaba sarfediyorlar. Oysa hiç bir şey dışardan görüldüğü gibi değil. Avrupa ve Avrupa’lıları göklere çıkaran ve onlara değer veren bizleriz. İnsanların gelişmesi kendi çabası ve toplumlar içerisinde ki bağlarından öte, sistemin, sosyetenin ve gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerin kendi öz kültürleri içirisinde dayattığı yaşam şartlarıyla da sağlanmakta ve yaratılan değerler kendi öz kültürüyle doğmaktadır diyorum ve buna yine bir kez daha inanıyorum.

Brüksel 06/08/2008/

Sevgili Özbek
Kayıt Tarihi : 10.8.2008 14:47:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Ziyaret

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Erhan Azbent Toklucak
    Erhan Azbent Toklucak

    bu güzel özeleştiriyi gönülden alkışlıyorum. saygılarımla

  • Mahir Başpınar
    Mahir Başpınar

    Hani derler ya;
    DIŞI ELİ İÇİ BENİ YAKAR diye.
    bu yazınızı herkesin okuması gerek diye düşünüyorum.
    sevgi ve selamlar.

  • Yılmaz Keskin
    Yılmaz Keskin

    Avrupa da yaşayan insanlarımızın kendileriyle yüzleşmesi adına önemli bir yazı diye düşünüyorum. Bazı gerçeklerin görülmesi ve kabul edilmesi için mutlaka kalın çizgilerle vurgu yapılması lazım.Ve burada yapılan vurguyu iyi anlamamız için yazılanların bir kurgu olmadığı gerçeğini de görmemiz gerekiyor.Sevgili ÖZBEK'in düşüncelerini toplum tartışmalı, çözüm önerileri bulmalı herşey insanca yaşam içinse önce insanca yaşamayı öğrenmeliyiz. Teşekkürlerimi sunuyorum...

  • Burhanettin Akdağ
    Burhanettin Akdağ

    gelişmekte olan Türkiye gibi ülkelerin kendi öz kültürleri içirisinde dayattığı yaşam şartlarıyla da sağlanmakta ve yaratılan değerler kendi öz kültürüyle doğmaktadır diyorum ve buna yine bir kez daha inanıyorum.

    Finalde herşey çok açık, evet bir türlü bilemiyoruz ne kadar köklü ve asil bir kültürden buralara nasıl geldiğimizi. Tarihini bilmeyen, tarihiyle barışık olmayan toplumlar günü kurtarmaktan başka bir şey düşünemezler.

    Sonuç mu
    ? Zaten Sevgili bunu anlatmış, iyi okumalı satırları ve satır aralarını.

    Tebrikler, yüreğinize sağlık.

    Selam ve sevgiyle.

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    gerçeklere kaşının tam ortasından bakabilmek yani objektif olmak....

    Empati yoluyla herkesi veya her unsuru kendi bakış penceresinden anlamaya çalışmak...

    Bu gözlem gücüdür ki işte ilerlemenin anahtarıdır..

    Ferdi ve toplumsal açılardan uğraş verdiğiniz muhasebe yönündeki gayretlerinize hayranlığımı ve teşekkürlerimi sunarım

TÜM YORUMLAR (10)