Güneş dağların eteklerine
tutunurken,
gözlerim yollarda kaldı,
bir ikindi vakti
çıkıp gel diyorum,
Bir ikindi vakti.
Bir eylülü koklarım,
bir de diktiğin gülü.
Bir ikindi vakti
gel diyorum.
Bir ikindi vakti..
İkindi vakti çiçekler güzel kokar,
sarı yapraklar
avlunun taşlarına serilirken
bir ses ararım uzaklarda.
Belki sen olursun,
belki yalnızca
geçmişten kalan
bir ayak sesi...
Gel diyorum gel,
Bir ikindi vakti.
Akşam,
tepelerin ardında
yavaşça morarmaya dursun.
Bir kuş konsun ceviz ağacının dalına,
her ötüşünde
adın gelsin aklıma,
bir ikindi vakti.
Seninle
kuş seslerini dinlerdik.
Şimdi bir kuş ötse,
elimden tutup
geçmişe götürsen beni.
Ben yine
bir eylül akşamı
sessizce toplarım
sana dökülen yanlarımı.
Yeter ki bir ikindi vakti gel.
Ceviz ağacının altında
bir gölge uzasın
üstümüze.
Söyleyecek söz
bulamayalım;
sessizlik değsin
ikimizin de yüzüne.
Güneş dağların ardına
çekilirken,
bir akşam daha
eksilsin ömrümden.
Ben yine
yollara bakayım;
belki çıkıp gelirsin diye
bir ikindi vakti.
İnsan bazen
bir kapıya bakar;
içeri girecek olandan çok,
dönmeye cesaret edecek
birini bekler.
Ben seni değil yalnızca,
yarım kalmamış
bir ihtimali beklerim.
Ne olur bir ikindi vakti çıkıp gel.
Belki sen de bir akşam
pencereni açıp
bakarsın göğe.
Belki bir kuş geçer
başının üzerinden;
benim sustuğum yerden
bir türkü söyler sana.
Çünkü umut dediğin,
gelmeyeceğini bildiğin birini
beklemek değildir yalnız.
Bazen,
yarın yine güneş doğacak diye
bugünün hüznüne
razı olmaktır.
Bir gülün
yeniden açacağına
inanmaktır;
sonbaharın ortasında bile.
Ve sen gelirsen
bir ikindi vakti gel.
Eylül biraz daha uzun sürsün.
Diktiğin gül
yeniden 'gül' açsın,
Bir ikindi vakti gel.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 14:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!