Acının bir yurdu vardı;
hiçbir haritanın kabul etmediği.
Sınır taşlarını yaralar tutar,
her geçişte biraz daha kanardı insan.
Yağmur, şehrin yüzünden bütün aynaları sildi;
pencerelerde akşamın kararmış izi.
Gece, kendi kuyusuna eğilmiş,
dipte unuttuğu sesi arıyordu.
Ben seni düşünmüyordum artık;
düşünmek, bu kadar derine inemezdi.
İçimde, adını bilmediğim bir şey kemiklerime eski bir sızı giydiriyordu.
Bazı acılar kapıyı çarpıp gitmez.
Menteşelerinde ağır ağır kararır zaman.
Bir gün kendine dönmek istersin;
eşikten içeri giren, senden kalma bir yabancıdır.
Gözlerimde yırtılmış bir atlas;
her çizgi, dönülemeyen bir yeri gösteriyor.
Nehirler denize ulaşıyor, ne fayda;
senin sustuğun yerde dünya içinden kuruyor.
Dünyanın alnında silinmeyen bir leke,
taşların altında yarım kalmış yüzler.
Bir çocukluk, bir ev, bölüşülmeden kalmış ekmek;
toprak, kimsenin tamamlayamadığı cümlelerle dolu.
Ve aşk, bütün bu yıkıntının ortasında,
kendine bir mezar kazmadı.
Köklerini karanlığın en derinine saldı;
acının hüküm sürdüğü yerde bile
bir kalp, atmayı unutmadı.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 10.10.2026 11:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!