Bir deli sonbahar erdi yine bağ-ı cihana,
Sürükler ömür yaprağını, savurur bi-nihana.
Aldı da şu yorgun halimi rüzgâr-ı meydana.
Savurdu beni de onlar gibi devr-i zamana.
Gönlüm ise hâlâ sıcaktır, arar yâr nihanını,
Bilmez ki bülbül uçmuş, konmuş ecel mekanına.
Hayalden uzak kaldım, sükût içre derunda,
Bir sessizliğe gömdüm özümü, kurban canana.
Ne gülüşü kaldı bende, ne sevda, ne bir isyan,
Kaybolurum yavaşça; ne bir iz, ne bir de nişan.
1982
Kayıt Tarihi : 30.07.2026 12:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bağ-ı cihan: Dünya bahçesi, yaşadığımız bu âlem. Bi-nihan (Bî-nihan): Ucu bucağı olmayan, sonsuz veya gizli/saklı olan. Rüzgâr-ı meydan: Zamanın, feleğin veya hayatın sürükleyici çetin rüzgârı. Devr-i zaman: Zamanın çarkı, dönemi, felek. Nihan / Yâr nihanı: Gizli olan, saklı olan; "yâr nihanı" ise sevgilinin ulaşılamayan, gizli dünyası veya sığınağı. Ecel mekanı: Ömrün bittiği yer, ölüm durağı, kabir. Sükût içre derunda: Kendi iç dünyasında, ruhunun derinliklerinde mutlak bir sessizlik içinde. Özünü gömmek: Kendi benliğini, ruhunu bir kenara bırakmak; sessizliğe çekilmek. Canan: Gönülden sevilen, uğruna can verilecek sevgili. Nişan: İz, belirti, nişane, eser.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!