1978 Adana Kozan doğumlu. Eğitimci yazar olarak hayatına devam ediyor.
Ne yaparsın, bağlanmıştım bir kere;
Çelikten sağlam, esrarlı, görünmez ip ile.
Derken, “Bakmam asla sağıma soluma.” diye,
Kopuverdi o görünmez ip, kalıverdi elimde.
Gökyüzünde hüzün yağmurlarına gebe tek bir bulut yoktu.
Bir akşam ansızın yüreğim seni bana sordu.
Ne de hızlı geçivermiş günler, aylar ve de yıllar
Hangi mevsimde başladım da geliverdi sonbahar
Ne zaman beliriverdi saçlarımdaki aklar
Yalan yok hayat takvimimde azaldı yapraklar
Şimdi dönüp geriye bakınca meğer hep seni aramışım
Kaybolmuşsun, binlerce nefes alanların tam ortasında,
Gözlerinde takılı kalmış, varlığından şüpheli bir bakış,
Tebessümün varlığı yokluğu belirsiz, sadece izi kalmış yüzünde,
Her nasılsa, nihayet, yalnızlık sevdirmiş kendini sessizce,
Nedensiz, bir şarkıyla gülüyor, diğeri ile ağlıyorsun
Saçlarına kar yağmış bir adamın yalnızlığında,
Gözleri buğulu bir kadın, üşür çok uzaklarda.
Saçlarına kar yağmış bir adam sessizce ağladığında,
Bir kadının hıçkırıkları yayılır gecenin karanlığında.
Saçlarına kar yağmış bir adamın sessizliğinde,
Beyhude, denizin
yanabilme ihtimallerinde gezinirken,
Gereksiz bir iğneyi samanlıkta
ararken,
Hangi yürek örs üstünde şekilleniyor?
Vicdan denilen nereden nasıl alınıyor?
Ey kalplerde iyiliği yeşertenler,
Bunca kötülüğü kim belletiyor?
Terazinin bir kefesinde katlanmak, diğerinde katletmek
Gecenin yaldızı sönmüş sokak lambalarının aydınlığında,
Üzerindeki tek bir adıma razı değil yorgun argın kaldırımlar.
Ağaçların dallarında bir gözü açık uykuda tüm kuşlar,
Saat gecenin bilmem kaçı, bir bir canlanır hatıralar.
Bir gün, bir gün demiştim… Çok uzaklarda olacağım.
Sıradan bir günün, öylesine bir saatinde,
Bir dostla oturmuş, sessizce beklerken öylece,
Uyumuşum... Uyanmışım belki biraz uyku sersemliğiyle.
Yarınlara dair umutların sessiz çığlıkları yankılanıyor,
Geçmişin ağırlığı altında çatır çatır ezilirken.
Kaç kez kontrol ettim oysa;
Gidiş yolu doğru, işlem sırası tam.
Çarpılması gereken yerde çarpmışım kapıları,
Bölmüşüm elimde ne varsa; beşe, ona, yirmiye...
Toplamışım sabırla yarına dair umutları,
Çıkarmışım zamanı gelince o gereksiz detayları.
Öyle bir yerdeyim ki kimine göre Everest Tepesi...
Geleceğini bildiğin halde, sabırsızca beklemek yok.
İki adım ötendeyken hunharca özlemek de yok,
Her biri okyanus gözlerinde çaresizce kaybolmak da yok.
Öyle bir yerdeyim ki kimine göre Lut Gölü...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!