Sıradan bir günün, öylesine bir saatinde,
Bir dostla oturmuş, sessizce beklerken öylece,
Uyumuşum... Uyanmışım belki biraz uyku sersemliğiyle.
Yarınlara dair umutların sessiz çığlıkları yankılanıyor,
Geçmişin ağırlığı altında çatır çatır ezilirken.
Omuzlarımdaki gergin düğümler bir bir sökülüyor,
Boynumdan aşağı ılık bir rahatlama dökülürken.
Şöyle bir arkama yaslanıp bakıyorum etrafıma,
Yakılmış fotoğrafların isi sinmiş odanın duvarlarına.
İşte anlamayı anlamaktan vazgeçtiğim tam da o anda,
Kimsenin "boş ver, aldırma" demesine gerek kalmadan,
Aldırmanın anlamsızlığı sarıveriyor beni bu hazan sabahında.
Bir dost soruyor dudakları kıpırdamadan:
"Vakit geldi, şimdi tam zamanı, nedir bu yalnızlığın bahanesi?
Hani sabırsızlıkla beklediğin uykusuz gecelerin nedeni?
Ya da boş ver abi, sen anlat, nedir mesele?"
Duymazlıktan geliyorum o tek bir yoldaşı.
Bilmiyor ki bir başlasam anlatmaya, ne gece yeter ne gündüz.
Bilmiyor meselenin ne gitmek ne de kalmak olduğunu,
Asıl meselenin; gitmekle kalmak arasında, amansızca bocalamak olduğunu.
Kayıt Tarihi : 1.09.2026 01:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mesele yok...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!