Gündüzleri herkes gibiyim,
Geceleri kendimden sürgün...
Sen gidişine bir yol buldun;
Ben, bir başıma
Uçurum kıyısında değil,
Kimsede vefa yok, biliyorum.
Duldasız yolları,
Kendimce yürüyorum.
Bu bendeki iyilik,
Kendime kalan son inancım
Mor gecelerin ıssızlığına inat,
Bir adın dilimin ucunda kiracı.
Rutubet kokar hayallerim,
Avucunda bir parça huzur,
Kalbimde derin bir sızı...
Dağ gibi bir yük binmiş omzuma,
Kuş misali çırpınan bir canım var...
Kırık kanatlar taşısa da ruhumu;
Rahmân’a tutunmuş bir halim var.
Ömrümün bağında geçse de hazan,
Var olan Sen’sin,
Yok olan ben;
Nedir bu fânî benliğim?
Bir damlayım ummanında,
Sırrında gizlidir her hâlim.
Zamanın tam kalbine en derinden
Saplanmış durur kör bir hançer.
Duvarlardan sökülür gölgenin pası,
Sırtında dilsiz dağların kamburu,
Penceremde küflenmiş bir akşam...
Gök sustu, yer çekildi belki aradan
Bir destan kaldı bize o güzel çocuktan.
Daha dün gibiydi gülüşün, o son bakışın
Şahadet mührü, al bayrakta yazılı adın.
memleket havası gibi kokladım seni,
zemzem suyu kadar aziz.
varlığın; susuzluğa vaha,
karanlığa kandil misali...
ey yüzümdeki tebessüm,
yüreğimdeki nefes,
Müsaitseniz,
Âşık olabilir miyim size?
Tutabilir miyim kader çizginizi?
Bakabilir miyim ömürlük gözlerinize?
Hissetmek istiyorum
Cennet kokunuzu mahzun tenimde.
Bilirsin ey Rabbim;
Yorgun bir kulum artık.
Geceler şahidim,
Gündüzü zifiri karanlık...
Lütfundur tek ümidim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!