Bir yıldıza misafirdim
Dün gece.
Ay'ı da davet ettik
Muhabbete.
Bir sen yoktun ama
İçimdeydin her şeyinle.
Bir rüzgâr eser, dokunur kırılan dalıma,
Eylül kayıp gider parmak uçlarımdan.
Gölgelerinde sığındığım ne varsa dün,
Bugün soyunur birer birer kabuğundan.
Sarıya çalar şimdi gökyüzünün rengi,
Bu hangi hicran bakışların nöbeti?
Yabancı kervanlar geçiyor göğsümden.
Gözlerimde faili meçhul bir yalnızlık,
Geceler; bir saklambaç delisi,
Ve uykuların en arsızı...
Giderken bir tebessüm, bir dua ardımdan,
Bir zerreydim, ummana karışmaya geldim,
Azade eyleyin beni gönül borçlarımdan,
Aşkın ateşinde yanıp sönmeye geldim.
Ne bir kırgınlık kalsın, ne bir ah sesi,
Bir nefeslik misafirlikte, olurda bir gün gidersem
Biter bu fani ömrüm, kurtulur derdinden.
Bana rahmet, kalana hasret olsun adım
Dünya hırkasını çıkarıp bir kenara koyarken.
Gülüşüm sükût olsun, gidişim derin bir huzur
Gözlerin kader gibi durur hafızamda,
Bir akşamüstü tebessümüyle bükülür zaman.
Kaç şehir geçti aradan,
Kaç yarım kalmış cümle...
Hiçbir şey silemedi
Şimdi mühürledim kapıyı, kilit sende kalsın.
Seni hak etmeyen adını musallada ansın.
Yorgun sızım, yasla başını omzuma
Ne bir kula minnetim, ne dünyaya muhtacım.
Ne bir ah bıraktım ardımda, ne bir keşke
Dokunsan kanayacak, derin bir yara,
Dilimde düğümlü sözlerin yükü...
İçimde çırpınan o suskun çığlık,
Gözlerimde demlenmiş
Hüznün en koyu hâli.
Dışarısı kalabalık ve sağır,
Ben kendi kıyımdaki bir yabancı...
Kirpiğimde titreyen damlalar...
Benim bilmediğim bir dile,
Belki de yüküm kadar ağır.
Gecenin alnında iki siyah mühür;
Bir kapı ararım sonsuzluğa açılan...
Eşiğinde durduğum bu kuytu şehir,
Ne bir ses verir ne bir yol açar.
Gecenin alnında iki siyah kandil...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!