Bir çocuk yalın ayak,
Elinde beyaz bir kağıt,
Bir öksürük nöbeti,
Bir nefes daha hayattan.
Sürgün bir yaşamla ölüm arası;
Güneş çekilirken kirpiklerinden,
Dumanı sen kokardı mubarek gecenin.
Adın geçerdi, ben susar/dım
Hüküm verilmiş gözlerinden
Akşam kızıllığına sinen hayallerin.
Biliyor musun?
Yüreğim yangın yeri gibi baba.
İçimden geçenleri yazıyordum,
Islanan sayfalara.
Basit şeyler beklerken yaşamdan,
Kalabalık korkularım,
Bir yıldıza misafirdim
Dün gece.
Ay'ı da davet ettik
Muhabbete.
Bir sen yoktun ama
İçimdeydin her şeyinle.
Giderken bir tebessüm, bir dua ardımdan,
Bir zerreydim, ummana karışmaya geldim,
Azade eyleyin beni gönül borçlarımdan,
Aşkın ateşinde yanıp sönmeye geldim.
Ne bir kırgınlık kalsın, ne bir ah sesi,
Bir nefeslik misafirlikte, olurda bir gün gidersem
Biter bu fani ömrüm, kurtulur derdinden.
Bana rahmet, kalana hasret olsun adım
Dünya hırkasını çıkarıp bir kenara koyarken.
Gülüşüm sükût olsun, gidişim derin bir huzur
Şimdi mühürledim kapıyı, kilit sende kalsın.
Seni hak etmeyen adını musallada ansın.
Yorgun sızım, yasla başını omzuma
Ne bir kula minnetim, ne dünyaya muhtacım.
Ne bir ah bıraktım ardımda, ne bir keşke
Gök sustu, yer çekildi belki aradan
Bir destan kaldı bize o güzel çocuktan.
Daha dün gibiydi gülüşün, o son bakışın
Şahadet mührü, al bayrakta yazılı adın.
memleket havası gibi kokladım seni,
zemzem suyu kadar aziz.
varlığın; susuzluğa vaha,
karanlığa kandil misali...
ey yüzümdeki tebessüm,
yüreğimdeki nefes,
Keşkeler hep geç kalmıştı ardımızda,
Açılmamış mektuplar gibi sararmış.
Okunmamış bir romanın son sayfasında,
Yetim satırların bir ömürlük hüznü kalmış.
Bir akşam çöker de içimize sessizlik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!