Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Kara bahtım demiyorum
Kara düşüncem
Yalnızı durumlarladır hüzün
Say ki baharı bekleyen
Yaprak dökümü içindeki güzün
Bıkma, bezme; boş boşuna gezme

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eğitim bilimlerinin mantığı, günlük yaşayışlarda ve günlük ilişkilenişlerde, yararcı mantık ilişkileri ile kullanılmalıdır. Alınan toplumsal eğitim sosyal yaşamda pratik enformel edilemediği sürece; kişi mantığı, asal olan inanç mantığı düzleminde devinir. Ve kişi kendisini rahat hisseder. Bu asal mantığa göre, farklı mantıklarınız, sizin iletişememe tedirginliğinizdir.

İnançsal mantık aslında yaşamı anlamak ve kişinin kendini bu anlamda konumlamak istemesidir. Bu istem insanın merakını sindiren bastıran, gerçeklenmenin belirmesidir. İnsanın, yaşama saygı duymak isteyişinin bir anlayışıdır. Yaşama saygı duymak, en temel anlayıştır. Ve bu yaşam saygı duyuş, ölümü de içeren sürmenin kesikli ve sürekli olan yapısına soyut bir analizdir. Yani ölüme de saygı duyuştur. Çevren belirimin gücünü duyuştur. Bu analiz, gerçeğin izlenimlerindeki tasavvurlardan aks eder.

Kişi kendi hayal gücünü, inançlar sayesinde olabildiğince geliştirir. Kişi kendi kendinin içte inançsal söyleşmesini yapar. Ve yine kişi, inanç olarak, anlayışları kendisinde başlatır, kendisinde bitirir. Bu insanca olmanın bir tinsel modifikasyonudur. Bu arada kişi yücelim duygularının hazzını ve etkileşmesini, baskı olarak yaşar. Umut etme, adaletli olma, gibi ahlaki erdemlerin sanal dönüşmesini yorumlar. Bunlar çoğu durumlar da yadsınamaz kazanımlardır. Yok oluş fikrinin, ürkütücü olmasından kurtulmak için yeni yaşamın, şu andaki tutumsal yatırımlarını sergilemenin coşkusunu ve anlam sindirmesini içsinirler. Sanı kanı olan inançlar ilkten beri insanın asal mantıklarıdır

Devamını Oku
Bayram Kaya

Eğitimin temel amaçlarından birisi de insandır. Bedensel geriliği olmayan insanın zorunlu bir eğitime tabi olması bunadır. Eğer eğitimin konusunu insan olarak alır isek, sosyal yaşam alanında inançsal eğitimin amacının da insan olacağı açıktır. Bunun dışında inançsal eğitim, pek pek bir şey, gerçekleyemez. Söz gelimi inançsal eğitimi bitiren birinin cam macunu dahi çekemez olması, bu eğitimin üretim amaçlı olmamasındandır.

Söz gelimi bizim dinimizin eğitimsel faaliyet yürütmesi ile imam hatip yetiştirir olması, bir üretim ilişkisi değildir. Buradan, imamın cenaze yıkar olması, namaz kıldırır olması vs. sosyal ve halksal alanın aidiyet ilişkisine denk düşerdir. Değilse toplumsal alanın bir emek değiş tokuşuna denk düşer yükümlüleşme değildir.

Eğitim, hem toplumun hem sosyal hayatın bir dilidir. Eğitimin somut ve soyut, şimdiki halde ve geleceğe yönelik pek çok amaçları ve planlaması olur. Toplum dili olarak eğitim, birçok amaçlarının yanı sıra, bir temel amacı da, toplumsal bir amaç için üretimin sağlanmasıdır. Yani toplumda eğitimin amacı üretimdir. Tekniktir. Toplumun teknik olma eğitimi ağır basar. Hatta teknik eğitim özelleşerek, mesleki eğitimlerine de dönüşür.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu nedenle, sanki bilmezlikle, toplumun tüm enerji sarfını ve zaman israfını, bu tür alan dışı, çağ dışı bir sahiplenişlerle, imam hatip okulları, bir meslek okuludur denerek, toplumsal meşruiyetlikler yaratılıp tartışılmaktadır! Bu bir tekçi mantığın bilgi düzey ve düzlemi sorunudur. Bu yüzden anlamsız yanlış kavgalara neden olmaktadır.” Ne var canım, halk dinini öğrenmesin mi! Ne var canım, dinsel eğitimli olanlar da bu vatanın evladı değiller mi, mimar mühendis de oluversinler! Savcı olsun! Doktor olsun” vs. vs. denmesi akıl perdelemektir. Ya da akılları perdelemeye matuftur. Bu tür söylemler hiç bir toplumsal haklılık sağlayamaz.

Mantığın işleyişini bilen herkes, buna güler. Azcık aklı olukta aklı işleyen herkes, bu söylemlere ve söylemlerin zavallılığına veya kitleler için, bunlar nasılsa anlamazlar diyen anlayışlarına, burun kıvırıp geçerler. Bilinir ki toplumsal eğitim de ki toplumsal kültür de ki amaç, sizin mantık koyuşunuzu şekilleşmektir. Sizin mantık işletişinizin ve olayları, olguları, yorumlayışınızın biçimlenişidir. Olayları analiz etmeniz için, size kalıpçı devindirme alanıdırlar. İnançlar bu yolu çok sistematik olarak kullanır.

Hani çok kere, dinsel eğitime,” demokratik hak” denir ya, işte bu söyleyiş hiç toplumsal demokratik hareket değildir. Çünkü halk ve toplum istemli olan demokratik hareketler, halk ve toplumsal alanda biri biri ile uyuşmazlar. Ve her biri, birinin diğer alanında devinemezler. Söz gelimi halkın istemini halk içinde bir demokrasi hareketi sayarsak. Böylesi bir inançsal eğitimde halk içinde demokratik anlayış olacaktır. Halk eğitimi koşulsuz bir inanmanın ve otorite koymanın ve itaat etmenin eğitimidir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

3-] Bizden yana, hamasi bir söylem olan, ılımlı İslamcın da kofluğu ortaya çıkmıştı. Şimdiki süreç, sanki bir aslan terbiyecisinin (müstevlilerin) aslana (dinamik ama geri bıraktırılmış ülkelere) demokrasi (!) götürmesi gibi idi. Nasıl aslana verilecek tutumla amaç, aslanın üretim, tüketim hareket mantıklarının kendi olgunlaşışlarından yoksun kılınışlarıyla, aslanı şartlı refleksti güdümlemektir. İşte emperyalistin gayretleriyle; demokrasisi inşa olmayacaktı. Ve demokrasisinin üretim, tüketim gibi girişendi, hukuki dayanak ve paylaşımlar gibi düzen ilişkisi ayaklarından yoksunluğu olan bir demokrasinin, hak, hukuk ve özgürlükleri (!) götürülmekteydi!

Şimdilerin eperyalistçe demokrasisi ve emperyalistlerin demokrasi götürülmesi, bir fitne idi. Sosyal, öznel, halktı etnik kimlikti yapının üzerinde oynaşılıyordu. Oysa etnik yapı, tarihsel gelişim ve bileşim süreci olacakla sembol eşen tek başına ilkel bir yapıdır. Süreç içinde bileşen unsurun tarafları olan her biri, bin yılların yalın ve nicel süreç azınlıklarına yeniden kimlikler tanımanın halktı anlayışlı olan nifakı sokuluyordu. Bu etnikti gericilik güya, yükselen değer olmasıyla; neşvü nema buluyordu! Bunun diğer misyonlar gibi kendi içinde kapalı olmayan, açıktan bir uluslararası sıkıntısı da vardı. Bu garabetin töhmetini, her emperyalistler ve gelişmemişler gibi biz de taşıyorduk! Aktörlerde sıkıntı yoktu. Ve bu süreç bizde, tek yanlı, düşük yoğunluklu, kontrollü bir mekanizmayla sürüyordu.

Hâlbuki, toplumsal üretim ve toplumsa tüketimlerinin teknolojik araştırma geliştirmesini henüz tam olacakla düzenleyememiş ve bu iliş kinliğin bağıntılarını örüntü eşememiş toplumlara; hak, hukuk, demokrasi nasıl götürülür idi? Aç ve parasız pulsuz insanların; demokratik hakkı olan söz gelimi gezip görme gibi bir hakkı, gezip görme gibi bir hukuka denk düşer seyahat etme özgürlüğü nasıl oluşurdu?

Devamını Oku
Bayram Kaya

Ağaç totemli insanlar, pire insanların grup yaşantısına göre, daha bir özelde yerleşik yaşantılaşmayı başarmış olabilirler. Yeni yerleşik düzen ilişkisine katılan pire adamların yaşantılaşmaları ve meslek edinmeleri, bu ittifakı ilişki düzeninin birlikteliği ile ortaya çıkar olabilecektir.

Pire grubun hepsi, pire gibi atik davranır olamayacağından, savaşçı olma ve ulak olma mesleklerine katılamazlar. Bir kısmı, şu veya bu biçimle zaman içinde, berberlik mesleğine yatkınlaşmışlardır. Ağaç insanların ittifaka katılmalarının tarihi şöyle böyle çıkarıla bilir. Sosyal öğrenme ağaç adamların ittifaka katılmalarını şöyle bir çağrışımla hafızadaki öğrenmeyi diri tutarlar. “ Pireler berber iken, ağaç adamlarla kardeş olduk” diyen bir halk söylemi, bize özel bir tarih sırası verir.

Pireler berber iken, diye başlayan masallar, genel bir tekerlemeye dönüştü ise de, o tür masallar yine pirelerin berberliği sırasında ya da sonrasında, üretilen masallara bir milat gibi olabileceği düşünülebilir. Bu milat bize hiçbir şey ifade etmiyor ama eski tarihte pirelerin berber oluşları, bir milat belirtir gibi masallar da anılır oluşu, kuvvetli ve travma tik bir bellek yapmış olmalıdır.

Devamını Oku
Bayram Kaya

”Pireler berber, develer tellal iken” Eski yaşantı biçimlerinde çok hareketlilik vaz geçilmez bir yaşam biçimi idi. Zıplamak, atlamak, en enerjik olmanın ortaya konuş biçimidir. Özellikle haydut yaşamı, çoban yaşamı ve toplayıcılık, avcılık uğraşları meşguliyetleri zamanında, hayatta kalışın tek zorunlu bir beceriklilik ve koruyuculuk özelliğidir çeviklik.

Engeller atlamak, ağacın en yükseğine sıçrayıp meyve toplamak, dal eğmek, düşmanla kavga ederken zıplayarak hücum edip, vaki hücumu savuşturmak, kılıç, kargı hamlelerinde ardışık zıplamalar ortaya koymak, koşarken duvar, hendek, çit, gibi engel mesafeleri sıçrayarak geçmek, yüksekten zıplamak gibi hayatta kalma, özelliklerinin bir tutumlaması idi.

Her yaşam pire gibi zıplama işini az çok yapar ve başarır. Ama bazı toplumlar bunu diğerlerinden daha bir ustalıkla yapar. Örneğin, seyir halindeki bir ata, süratle zıplayarak biner. Yine ha keza, seyir halindeki atın, altına, üstüne dolanarak geçiş hareketliliklerini, pire gibi saklanma durumlarını ustalıkla ortaya koymakta idiler.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Memleketim
Haysiyetim
Aklımın uzar yanı
İnsan sevdam
Tutulurum da sarmallara
Yaman kalırım içindeyken

Devamını Oku
Bayram Kaya

Nesnel, sosyal ve toplumsal olaylarda; kendi iç düzlemlerin, kendisinden zorunlu nedenlerle, değişmeye eğilimli olmalarının, bir çekimi vardır. Yine olgu ve olayların da, yine bir iç zorunluluk nedeniyle, değişmemeye karşı da, isteksizliğinin itişini taşırlar. Değişmemelik gibi duran nokta ile değişmenin eğimleşmesi duran noktanın kendilik sürtüşmesidir bu. Bir değişme, ancak değişmemiş olana göre ve onun varlığı ile kıyaslanır bir bilinç halidir. Bu çekim ve itişim arasındaki süreçleşme alanı DİRENÇTİR (frendir) . Toplumsal süreçler bir ikinci halle de hızla değişirler. Ki en insan dinamikli, insan öznellikler katkılı değişmeyi de bunlar ortaya koyarlar. Bir teknik gelişme eş denişle bir üretim gücü ile bir üretim ilişkisi arasındaki sürtüşenlik değişmesi ne BAĞLI olaraktan, toplumsal düzenleşmelerdeki değişmeler de kaçınılmaz olurlar. Toplumsal gücün süreri ve varlığı da zaten budur.

Toplumsal süreçlerin yol almasıyla zorunlu bir; sosyal halkçıve öznelci tabu ile nesnel öznelci olan değişmeler, girişirler. Oluşan değişmeye karşı sürtüşen dirençler, giderek iki alanı durultup yoğunlaştırarak, konsantre etti. Aynı zamanda da yoğunlaşarak eğimleşen farklı konsantreler, güç toplayıp güç biriktirdiler. Bu kabil öznelci ve nesnelci otoriter anlayışlar içinden hem sosyal, halkçı yaşamı, ortaya çıkardılar. Hem de toplumsal yaşamı keskince ortaya koydular.

Çünkü öznel anlamalı tabu çekim alanı kendi içlerine toplumun pratik düzenleşmelerin güncel (aktüel) yasalarının konmasına şiddetle direniyordular. Öznelci inanmalı otorite, kendi üzerlerinde biriktirilecek her değişmeye ve her yeni olanın düzenleşmelerine, eski olanın yeni olanlarıyla uyuşamadıkları için razı olmuyordu. Yine aynı öznelci otorite, nesnelliğin çekim alanında, yeni yeni olan birikmelerin ağırlık merkezi oluşturması da, öznelci bakışın sarsılan otoriteleri oluyordu!

Devamını Oku
Bayram Kaya

Yani öznelci otorite ile nesnelci otorite birlikte idiler. Halk, giderekten toplumsal yasayı anlayamaz olmaktan, bilmezleşerek koptukça; otoritenin öznelci gücü, nesnelci gücüne göre daha baskıncı ve daha egemen yaptırımlı oldu. Ve halkın inançsal öznelci otoriteye olan, tutumsal destekleri nedeniyle de, öznel otorite, nesnel otoriter güce karşın halkı, daha da kontrol ederek, totaliter oldular.

Yani otoritenin öznelci eğilimleşen yaptırım gücüne; günümüzden 250 sene öncesine değin, hem halk güçlerinin, hem toplum güçlerinin, desteği vardı. Oysa nesnelci soyut anlama, sadece toplum gücün desteği ile bilinir oluyordu. Bu nedenle egemenleşen öznel anlamalı inanççı otoriteler, değişmenin birikmesine ve uygulanmasına engel olaraktan, kendi tabu anlayışlı egemenliklerini ilan etti. Teokratik toplum yapıları ortaya çıktı. Başlangıcında, sosyal birlik otoritesi değişme anlayışı içinde yapılaşıp uygulanıyordu. Toplumun nesnel olanı biriktirime yapma gücü, nesnelliğini otoritenin içinde hızla biriktirir oldu.

İşte toplumların özdeğe ilişkin anlamalarını biriktirmelerindeki çelişmelerin dikkat çekiciliği, nesnel güçle, öznel güç alanlarını ayırmaya başlamalarına neden oldu. Nesnelci biriktirmelerinin, öznelci birikmişlere göre kendisini seçimleştirir olan yoğunlaştırması vardı. Bu neden ile oluşan gelişmelere karşı, öznelci otoritenin şiddetli ve fireni (fren yapar) bir dirençleşmesi de giderek, otorite içindeki yeni nesnelci zenginleştirilmeler yapılır olmasının, önünü tıkaçlamaya dönüştü. Bu fitnatçı (zihin açıklığı) fark ediliş, sosyal ve toplumsal olanların farklılığı bilincini, gün yüzüne çıkardı.

Devamını Oku