Gözün mü gördü be sevda?
İçsinirsinde,
Tok düştün önüme.
Özün mü sordu be sevdam?
Kıvançdayken,
İyi durdun dirime.
Ben ihtiyacımı bildim de
İhtiyacım beni bilemedi
Eğreti duruyordu üstümde
Yabansı yabansı
Sanki benim değilde
Başkasının aitliği idi
Sokrat; "tek bildiğim şey hiç bir şey bilmediğimdir" diyordu demesine de; biz insanı kâmil denen bir şeyi biliyorduk. Elin gavuru varsın insanı kâmili aransın dursundu(!) Biz tüm yetkinliğe kavuşmuştuk.
Bizde ise erdem iki şekilde gerçekleşiyordu. Birçoklarının “insanı kâmil” davranışlarını örnek alarak itaat etmek ve itaati olanın, susması idi. Yani; birinci olarak insanı kâmili hedeflemek; ikinci olaraktan da itaat etmek ve susmaktı. Bu kadardı. Akıl yerli yerinde duracaktı, biz de bir muti olarak, olgun insan olacaktık! İşte geri kalmanın ve gerileşmenin temelindeki prangalardan birisidir bu aşılanış.
Sanki evrende belli bir standartlardan sapmayan bir doğru vardı. Birileri de akla karayı seçerek, bu doğruyu bulmuştu. Bizler de bu doğru olan standardı uyguluyorduk! Oysa doğru ve standartlarınız göreceydi. Ve görece ilişkileri içinde oluşla kesikli (sınırlı-gelip geçici) ve yeni inşalarla sürekliydiler.
Zevalime yeni bahar mı düşerde nardayım
Geride bırakman beni çok ikende dardayım
Birgün yaşarım zarar, bir gün geçerde kardayım
Göz an'ı gördü mesti nagahla ahu zardayım
..........
..........
Günahının rahatlığını yaşayan
İstismara,
Muhatap kılınan
Acınası.
Bilmeyi anlamadığı gibi
Yaratan, yaratışla yaratılanda
Yaratılan, sürüşün haşri ile yaratanda
Yaratılan, Yaratan'dan; haşir sürüş
Vaz eyler, yaratılanladır, yürüyüş.
Bir gittin ki
Kan donar.
Yerinme ahvale derin.
Bir geliş var gidişte.
Sen uykularımı kaçıran
Her dem beklediğim
Umur açkını.
Zamanca üşüşüp dolup
Hüsran ile yol olup,
Gönlümün saçkını.
89]Güncel olmaktan sapışın 3.nedeni de, ABD'inde ve Avrupa'daki güçler, kendi iç üretim dengelerini koruyup sürdürmek için, Sovyet'lerinin yayılmacılığını ve komünizmi; 'özgür dünyanın' düşmanı olaraktan görüyorlardı. Aynı şekilde Sovyet emperyalizmi de kapitalizmi ve onun temsilcisi olan karşısındakileri 'Özgür dünyanın' engelcisi bir düşman olaraktan görüyorlardı! Bu aslında sanki iki bloğun aralarında gizli bir paylaşımın ittifak eksenleşmesi idi. Gidiş onu gösteriyordu. Bizlerde istediğimiz taraftan olup kendimize göre 'Özgür dünya' hayalleri kuruyorduk!
1945'in savaş sonrası iki kutuplu paylaşım ve 'özgür Dünya' konjonktürselliği, artık tüm Dünya toplumlarınca tartışılan öğrenci ve işçi eylemlerinin çok hızlı bir başlatıcısı olmuştu. İki ittifak kendilerine uygun peykler oluşturuyordu. Yine de ağababalar bu oluşturulan ittifaklardan ve peyk avcılığından kendilerinin güvenliğini tehlikede görüyorlardı. ABD'leri Türkiye'ye el atarsa, Sovyetler bunu tehdit algılayıp, onlar da Küba'ya el atıyordu! Bu da blok ittifakının zaafı ve zorunlu bir kendi iç sürtünmesi idi. Böylesi bir tehdit algısıyla Sovyetler bize yöneldi.
Bunun üstüne Sovyetlerin bizden üs ve toprak talebi oluşunca, bizdeki telaş ve destek arayışlarına karşın kapitalist emperyalistler 1945'lerdeki günün yöneticilerin kulağına: 'komünizme karşı önleyici, en iyi panzehirin, İslam dini olduğu' söyleyiverecektiler! O zamanlar bizim 4 bölgemizde ağırlıklı olaraktan feodalizm egemendi. Feodalizm, bu tavsiyeye el ovuşturacaktı. Bu tavsiye, bizdeki politikaları; dine oturtmanın bahanesiydi. İktidara gelmenin de şahanesi olacaktı. Artık politika ve din sarmalına girmenin kolaycılığı ve uyuşturuculuğu; iktidar ve derebeci, kol kolalığı; ülkenin kuşatılması olacaktı.
Hayli uzun tuttuğum bir çalışmanın, kısa bir bölümü. Geçişler art ardalığın tekdüzeliği olmayıp, kırılmaların yansıyışıdır. Geçişken üç temel alan ve hem alanlar topaklanması, hem alanlar girişim kaynaşması, tabiri caiz ise esmesi...
1Bir sana, peri; bir sana
Vuslatım düştü.
Al yeşilden hançerlenen
Göğüs çarpmalarım




-
Necdet Arslan
Tüm YorumlarSöz söylemek önemli değil; sözü bilinçle söylemektir önemli olan.
Sayın KAYA vurgulamalıyım ki gerek şiirde ve gerekse öteki yazınsallarında sözü,etki gücü yaratacak bir keskinlikte kullanmasını bilen ender kişilerden biridir.
Şiirini okurken sözcüklerin,kendi sözlük anlamlarını da aşarak ...