Bayram Kaya Şiirleri - Şair Bayram Kaya

Bayram Kaya

Bu yazım, Kurtuluş Savaşı Öncesi Sırası Sonrası Durumlar isimli; 'Kurtuluşun Felsefesi' yazı dizimin içindeki bir bölümdür.

Kurtuluşun felsefesini, sadece bir bağımsızlık savaşı olacakla anlamak ve algılatmak, ancak cahil bir aydın zavallılığıdır.

Kurtuluş savaşı acil bir durum oluşla öne çıkıp düşman işgalinin herkeste yarattığı infiali seslenilme düzlemine hitap eden bir ortak konsensüstü durum olma nedeniyle; hemen yanında bir ikinci asıl meselede saltanata karşı verilecek olan egemenlik savaşıydı. Bağımsızlık savaşı, saltanata karşı mücadelenin hem kendisiydi; hem kıvılcımı oluşla, gecikmiş bir tarihsel zorunluluğu, bu fırsat duruma; bilinçli bir denk düşürmeydi.

Devamını Oku
Bayram Kaya

Başını sokacak yerin yokken
Kafanda utanma özgürlüğü niye!
Bunlar inananların değil
İnandırılanların sesi Memed

Tanrı bile; ”Ruhumdan üfürdüm

Devamını Oku
Bayram Kaya

Onatlıdır seçimler
İşleri güçleri yoktur
Sesiz bir sırla geçimler...

Akıl fikir ermez
Her gün şükür der, ama

Devamını Oku
Bayram Kaya

Sen benim özelgeme göresin
Ben ne kadarsam
Sen de o kadasın
Ne daha fazla
Ne de daha az
Ne bir kez yetersin

Devamını Oku
Bayram Kaya

Hevesleşip düşürte aşka
Göz camıyla uğrun oluş yaşta
Kuru söğütten, düdük çıkarılışla
Bir şeyler yaşanıyor da sıska
Sen sevda değildensin, aşk başka

Devamını Oku
Bayram Kaya

İlk defa
Bir şeyler koptu içerimden
Sanırsın tel gibi
Yel gibi
Sel gibi
Alıp vemeğe başlamış canlarla

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bir beliği afeti tutan oldum şamardan
Vuslatına yar olmam, az az özlemim kanar
Bilmem kavuştum, kavuşmadım; heri, sen sanar
Cennete sarıldım da, cehennemle içim yanar

Kendisini topluma vakfetmiştir değerler

Devamını Oku
Bayram Kaya

Bu yüzden, toplumda nesnel işleyişin en savunucusu kişilerden, inakçı olanlar, inakçılığa düşenler de olur. Bu tür ilerici doktrinler, ileri görüşlülükler zamanla ve saltıkçı tutumla reçetecidirler ve reçeteci inakçılığa düşmekten kurtulamaz. Bu nedenle inan, inanç, inakçılık, inancılık gibi tutumlar toplumun çatışma ve gerilim alanları olmakta. Bu bilinçle yaklaşmayan bireyler ve yöneticilerin kendileri, sorunun kendisi ve bir parçası, olup çıkarlar. Bu, yanılma o düşüncenin, o doktrinin gelişmeci, dinamik yanını göremeyip, öğretinin somuttaki halini, saltıklaştırdıkları için, inakçı olup çıkarlar.

Oysa bu saltıklaşan yan, diğer yan olan, gelişmeci dinamik yanla bağıntılı ve ilişkindir, birlikte çalışırlarsa, bir anlam ve somutluk var ederler. Yani inakçılık körü körün eliği ve pratikte kopmayı, size dayatır. Sistem ne olursa olsun, kim tarafında kurumlaşırsa kurumlaşsın. Bu kurumlaşır oluşun, nesnel dinamik ve gelişmeci yanı, değişmezlik kuralları içertilirse, o öğreti (doktrin) , kaçınılmaz olarak inakçılığa düşer. Yani gelişen kurumlar, sistemler, öğretiler inaksal olamaz. Bu yüzden inaksal, inakçı ve inalcı tutumların, toplumda, temsillilik, taşınırlık uygulanırlık talebi olamaz, olmamalı da.

Ne ussal, ne mantıksal, ne de deney ve uygulama ile doğrulanmamış bir şeyi kabul etme olan inan, Hiçbir zaman bilinemeyecek olana bağlanma ve onunla, öznel arasında bağ oluşturmadır. Yani inan, toplumsal olanın, bilginin sınırları dışındadır. İnak, eleştirmenin üstünde tutularak kabul edilen düşüncedir, inan ise, hiç tanıtlanamaz olanı, kabul ederliktir. İnakçılık bir yetkeyi (otoriteyi) , doğru kabul etme ve yetkeyi delil saymayı, tanıtlanmış kabul etmektir. İnancılık bilginin yerine inanmayı koyan tutum ve davranışlardır. Bunları tekrar bir arada tanımladım ki; gelişmeci, dinamik, somut olan toplumsal devinimle, inançların nasıl ters düştüklerinin, iyi bir ussal kıyaslaması yapılabilsin diye.

Devamını Oku
Bayram Kaya

İkinci olaraktan Arabistan'ın inançsal tanrıları da çok ve bir türden değildi. Bu açıkça merkezi yapılanmanın yokluğu demekti. Açıktır ki bu, toplumsal ekonomik üretiş gelişmişlik, yapısal seviyesinin konjonktürsel olmayışıdır. Bu devlet olma süreci merkezileşme; 4 halife dönemi sonunda belirecekti. Peygamberin ölümü ile yeni birçok reformcu peygamberler ortaya çıkmıştı. Ömer hem bunlarla uğraştı hem dikkati dışa Bizans ve Sasani üzerine fethe yönelterek karışıklıkları önleme başarısı gösterdi.

Kuran'ın dışına müracaat ve konjonktürün doğru okunması, laik akıl ilkelerinin işletilmesi, Halife Abdülmelik ile olacak ve sürecekti (685-705) . Esasen İslami yapılanış kısmen bu yolu açar yapı ile biat ve danışma (divan) ilkesi ile akli yapılaşmayı özün içine almıştı. Bu dönemden itibaren Yunan, Bizans ve Sasani’lerden etkilenme başlamıştı.

Aslında böyle bir düzen değişikliliği ortaya çıkmasa da, sırf siz, acıma ve insanlık namına! Köleleri serbest kılsanız ne yapmış olursunuz? Hiç. Sadece kölelerin bu kez ve toplu olarak aç işsiz ölmelerini sağlarsınız. Düzensizliği artırmış olmaktan maada. Hoş, düzende böyle bir özgür kılışa izin vermezdi ya. Sizin köleleri serbest kılar oluşunuz, merhameten filan değil, yeni üretim ilişkisinin ve üretim gücünün zorlaması sonucu yeninin nesnel yasaları iledir.

Devamını Oku
Bayram Kaya

1-”Her zorunluluk, her özgürlük, her bağımlılık, kendi üstüne dönerek, kendini çevresel etki ile belirler.””

Dışsal belirlenim tutumudur bu. Özgürlüğün yetenekleri dışsal ve kendi içsel zorunluluğu ile belirlenir. Konuyu derinlere götürmeden bir örnekle sürdüreyim.

İnsanın yaşama zorunluluğu çeşitli biçimlerde enerji olarak petrolü kullanarak özgürleşme sağlamakta. Bu özgürlükteki ölçüsüzlük, sera gazları üretir. Bu da bir nesnel dışsal oluşan zorunluluktur. Bu zorunluluk (sera gazı ile) yeryüzünü bir çeşit fırına döndürme aşaması başlatır. Bu ısınma bizim yaşamımızı tehdit eden, yaşayamama zorunluluğumuzdur. Dış nedenin, baştaki nedene özgürlüğe, sınırlama olarak dönmesidir bu.

Devamını Oku