Dışarıda rüzgârın yönü değişiyor bayım.
Yapraklar telaşlı bir ihtilal içinde.
Bir tren kalkıyor tam vaktinde,
İçinde hiç tanımadığımız insanların valizleri.
Borsada rakamlar çakılıyor ansızın,
Bir çocuk uçurtmasını kaçırıyor göğe.
Hayat bu tezatların kavşağında akıyor bayım.
Ne büsbütün bir cenaze evi burası,
Ne de bayram yeri açık pencereleriyle.
Bir stadyum dolusu insan ayağa fırlıyor,
Avaz avaz bir sevinç çığlığı...
Aynı dakikalarda yaşlı bir sahaf,
Eski bir kitabın içinde kurutulmuş gül buluyor.
Bakın bayım, yağmur asfalta dökülüyor şimdi.
Ne tam bir keder var bu seste, ne mutlak bir neşe.
Vitrindeki mankenlerin soğuk gülüşleri,
Caddenin o hovarda uğultusuna çarpıyor.
Fabrika düdükleri vapur seslerine karışıyor,
Herkes ceketinin gizli cebinde,
Sönmüş bir kibrit çöpü gibi taşıyor kendi sırrını.
Zamanı büküyor bir çırağın acemi tebessümü bayım.
Fırından yeni çıkmış taze ekmek kokusu,
Sokak köşesindeki o bilge kediyi bayıltıyor.
Deniz bir çarşaf gibi serilmiş rıhtıma,
Ne dalgası teslim rüzgâra,
Ne sükûneti bozulmuş büsbütün.
Dinliyor musunuz bayım, bir radyo çalıyor uzaktan.
Geçmişi bugüne bağlayan o incecik köprüden.
Gemiler yükünü boşaltıyor limanda,
Gurbet ile vuslat aynı halatın iki ucunda sıkışmış.
Anlamak ya da boş vermek,
İşte bütün mesele bu tozlu tiyatro sahnesinde.
Yollar uzayıp gidiyor haritaların damarlarında bayım.
Yeni şehirler kuruluyor eski yıkıntıların üzerine.
Bir taksi şoförü dikiz aynasından izliyor dünyayı.
Gökyüzü bazen kurşunî bir pelerin giyiyor,
Bazen mavinin en şımarık tonuyla göz kırpıyor evlerin damlarına.
Biz bu karmaşanın tam ortasındayız bayım,
Dilimizde tamamlanmamış cümlelerle,
Sadece yürüyoruz.
Kayıt Tarihi : 17.06.2026 02:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)