İçimde eski bir gar yaşıyor şimdi.
Duvarlarına sinmiş pas kokusu,
geceyi omzunda taşıyan yorgun raylar
ve hiç susmayan bir uğultu.
Ben aslında
Ben seni düşününce
önce sandalyemi çekiyorum içime doğru,
dağınık duran ruhumu toparlar gibi.
Bir bardağın kenarında unutulmuş
çatlak bir akşamı siliyorum usulca.
Sonra perdeleri açıyorum zihnimde,
İçinde Bayram Olan İnsan
Bir ay geçti diyorsun
hayır.
Bir ay seni geçti.
Sen aynı kalmadın.
Aynı sofraya oturdun belki
Geceyi dinlerken,
kalbimin kıyısına dokunan tek fısıltı sensin.
Adın, içimde gizli bir melodi,
her hecesi tenime değen sıcak bir rüya.
Parmak uçların yok belki,
Adını söylerken
dünya biraz ciddileşiyor.
Sanki bütün gürültüler
kendine başka bir sokak bulup gidiyor da
bir tek kalbimin sesi kalıyor ortada.
Öyle büyük değil aslında senin adın
İstanbul'un Nabzında Saklı Bir Nefes
Sabah,
henüz aynalar bile kim olduğunu hatırlamazken,
İstanbul
kendi kalbine usulca dokunur
ve ben,
İyi ki’nin Ağırlığı
Bazı duygular vardır
adını koyarsın ama taşıyamazsın,
çünkü kelimeler ince kalır,
his kemiğe kadar iner.
Sevilmek mesela
Kaçışın siyah haritası
Gece, saçlarına tutunamıyor artık,
her telinde başka bir yol açılıyor karanlıkta.
Bir kır at geçiyor içinden zamanın,
yelesinde fırtınanın sesi,
ardında kırılmış kapılar,
Kaderin Dizine Yaslanan Aşk
Sen yokken
tutunacak bir kendimi bile çalmışlardı benden.
Meğer ben kaybolmamışım,
sadece kader
beni sana gelene kadar
Rüzgâr sert estiğinde
kokun savrulmasın diye
seni kalbimin en yeşil yerine bırakıyorum,
orada mevsimler incinmez,
orada fırtına diz çöker zamana.
Göğsümün içindeki o saklı bahçede




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!